Yazılarım

 SEVGİLİ SİTEMİZİN OKUYUCULARI

   ÇOĞUMUZ BU KÖYDE DOĞUP,ÜLKEMİZİN MUHTELİF YERLERİNE GİTTİNİZ.EKONOMİK,SOSYAL,KÜLTÜREL,BÜROKRAT ,SİYASAL OLARAK BİR YERLERDE BULUNUYORSUNUZ.VERGİSİNİ VEREN ,ÇOCUKLARIMIZI ASKER OCAĞINA GÖNDEREN,GEREKTİĞİNDE BU VATAN İÇİN CANLARINI SEVE,SEVE VERENLERİZ.ÜLKE ÇARKINI DÖNDEREN BİRER NEFERİZ.
        CENAZEDE,DÜĞÜNDE,HASTA YAKINLARIMIZDA,TATİLLERİMİZDE,FİNDİK MAHSÜLÜ ZAMANLARINDA ,KÖYÜNÜZE GELMEK ZORUNDA OLANLARIZ.BUNLARI BİLİYORSAK,ÖZELLİKLE SİYASİ GÜCÜ OLANLAR,BİZLERE DESTEK VERSİNLER.BÜRKRASİDE OLANLAR DOSTLARINI ARASINLAR.GÜÇLÜ OLANLAR ÇOK SÖZ ÜRETECEKLERİNE KÖYÜMZE YAPILABİLECEKLERİ İLGİLİLERE SÖYLESİNLER.
        NEDİR İSTEK VE ARZUMUZ.
1_KARŞIKOL MAHALLESİ   a)  UZA SAPAĞINDAN BAŞLAMAK ÜZERE,YOLLARIN BAKIMI ONARIMI,bDEVLET VE KÖYLÜNÜN İŞBİRLİĞİ İLE OKULUN YAPIMI  c)SU KAYNAĞI BULARAK KÖKLÜ ÇÖZÜM.d)CAMİLERİN BAKIMLARI VE ONARIMLARI,MİNARELERİ ,GÜVECEK CAMİİSİNİN İMAM LOJMANI.e)MEZARLIKLARIN TEMİZLENMESİ
2-SIRAGEÇE MAHALLESİ    1-ELEKRİK TELLERİNİN BAKIMI VE ONARIMI,8 TEMMUZDA İHALESİ YAPILACAKTIR.YOLLARIN BAKIMI VE ONARIMI,SU PROJESİ YAPILMASI,
3-DÜZMAHALLE   a)ASFALT PROGRAMINA ALINAN YOLUN ACİLEN BAŞLATILMASI,b)KIRANBAŞI MEVKİSİNİN 300 METRE BETON YOLU İÇİN BAYINDIRLIK İL MÜDÜRLÜĞÜNE MÜRACAT YAPILMIŞ ,İVEDİLİKLE BASLATILMASI,
4-TEPEKIŞLE MAHALLESİ    :   YOLARIN BAKIMI VE ONARIMI,CEM EVİNİN FALİYETE GEÇMESİ,SULARIN BAKIMI VE ONARIMININ YAPIMI, ELEKRİK TELLİRE VE DİREKLERİNİN BAKIMI VE ONARIMI
5-YUKARI KIŞLA MAHALLESİ :YOLLARIN KRAYDER İLE SİLİNİP,SİLİNDİR İLE ÇİĞNENMESİNİN SAĞLANMASI.TRAFONUN BAKIMI VE ONARIMI.
   2009 YILI YAPIMINA SUNULAN İSTEKLERİMİZİ BİRİFİNK OLARAK ULUBEY KAYMAKAMLIĞINA,ÖZEL İDARE MÜDÜRLÜĞÜ ULUBEY SORUMLUSUNA,TÜM KURUMLARA YAZILI VE SÖZLÜ OLARAK İLETİLMİŞTİR.
   TÜM HALKIMIZDAN ,ÖZELLİKLE BÜRAKRAT VE SİYASİ GÜCÜ OLANLARDAN DESTEK İSTİYORUZ.
                                                                            
                                                          BİLAL ZAYİMOĞLU
                                                                                                                                                                                          OHTAMIŞ KÖYÜ MUHTARI
   
ÖZELLİKLE KİMLER VAR KÖYÜMÜZDEN


HAYATİ BAYRAK    SÜLEYMAN BAYRAK    ALİ DÜZGÜN,    MEHMET DÜZGÜN , SALİH BAL
MEDET BALA         ŞABAN BAYRAK   RAHMİ BAYRAK    ALİ BAYRAK   TAHSİN BAYRAK  KAMURAN KOCAMAN
MUSTAFA ÇALIŞ, AHMET ÇALIŞ   ADAM ÇALIŞ,   HARUN  SAYAN   AHMET SAYAN    MUSTAFA SAYAN   YAHYA SAYAN
ARİF ÇALIŞ    KAZİM KÜPÇÜK   CEVAT İNANLI   YUNUS ÇITAK  ERCAN İNANLI      ZEKİ İNANLI ZEKERİYA İNANLI    NAMİ İNANLI      HAMİ İNANLI   BİLAL İNANLI    SELİM İNANLI    YAŞAR ÖZEN    DR.MERT ÖZEN   YÜKSEL ÖZEN  TEMEL SARI    CEMİL GÜNLÜ  SEVİM KÜPÇÜK   OSMAN KÜPÇÜK ,
     ÖZELLİKLE İŞ DÜNYASINDA ,BÜRAKRASİDE VE SİYASETTE BULUNAN KÖYÜMÜZ DAMATLARININ  DA BİZLERE HİZMET KONUSUNDA YARDIMCI OLMALARINI İSTİYORUZ.
   

ADINI BİLMEDİKLERİMİZ VEYA HATIRLAYAMADIKLARIMIZIN DA  DESTEKLERİNİ  BEKLİYORUZ.
                                                              BİLAL ZAYİMOĞLU

Camiler ve Cem EVİ

OHTAMIŞ KÖYÜ CAMİLERİ VE CEM EVİ
DAVET ,CENAZE ,SELALARDA ULAŞILACAK KİŞİLER veTELEFONLARI

1-MERKEZ CAMİ                HALİL PULAT                        868 21.65  
2-DÜZMAHALLE CAMİ         ARİF BAYRAK                     868  20.61 
3- HAYRİ BAYRAK CAMİ     YAŞAR İNANLI           0533 494 77 75
4-KARŞIKOL CAMİ             A.İHSAN ÇALIŞ                    868.21.16
5-SUSAYERİ CAMİ             MUSTAFA SAYAN      0539.518.15 74
6-YUKARI KIŞLA CAMİ       MEHMET SADAN                 868.24.53
7-TEPEKIŞLA CEM EVİ       YÜKSEL ŞEKER                868.21.50 
                                                                         Bilal ZAYİMOĞLU                                                                                          OHTAMIŞ KÖYÜ MUHTARI

KARŞIKOL MAHALLESİ

Ohtamış köyünün en büyük ve en çok yol ağı bulunan bir mahallesidir.Kendi arasında 14 km araba yolu bulunur.İki Camii,Üç elekrik trafosu,Ev Telefonları ve Okulu taşınmaktadır.Güvecek hariç su sorunu yoktur.
      Bu mahallede 1- Zayimoğulları  2 hane / 2-Sarıoğuları-20 hane / 3-Fisiller -24 hane- 4-Köleoğulları 31 hane  5-İmamoğulları -40 hane  6-Hasanağaları -22 hane  7-Ergüloğulları 10 hane  8-Sayitlar 12 hane 9-Çiseloğulları 8 hane 10-Akbaşoğulları 3 hane  11-Meletliler -2 hane 12 -Aydoğanlar  -2 hane den oluşur.
      Bu mahalle Ohtamışın en kötü yollarına sahiptir.1970 li yıllarda yapılan hataları yok edip,yeniden yol  yapma imkanı bulunamıyor.Elimizdeki imkanlarla da yapılan çakıllama yağmur sonucu yok oluyor.2006-2007 yıllarında çakıllamaya Karşıkol mahallesi olarak 150.000 ytl ödendi 170 adet büz konup,menfez yapıldı.Şu an bazı yerlerden araba geçmemektedir.
     ,Yapılan duvarların ihale tutarı 51.000 ytl.dır.Ama bir metre yukarı çektiremedik.Yapmasak uzadan araba gitmiyordu.
     Ohtamış köyünün en çok göç veren mahallelerindendir.Ordu ilinde 117 hane bulunurken,istanbul ve diğer illerde ise 126 hanemiz vardır.Kesin sonuç olmasada daha fazla olduğunu tahmin ediyorum.Bir babanın kaç oğlu olduğunu bilmiyoruz.Çünkü köylümüzü tanımıyoruz,onlarda bizleri tanımıyorlar.Polis veya jandarma aradığıında adları duyuluyor.
    KÖYÜMÜZÜ TERK EDİP GİDEN KARŞIKOL MAHALLELİ DOSTLAR.

     Bizler doğup,büyüdük,ülke mekanizmasında bir yerlere geldik.yatlar,katlar lüks arabalar aldık.Çoğunuz bulunduğunuz yerlerde mezarlıklar satın aldınız.Allah çok versin.Bizim sizlerin servetinde gözümüz yok. Biz sizlerden manevi destek istiyoruz.Uza sapağından araç çıktığı zaman,Uza mahalesine imamoğlu mahallesine Güvecek tepesine  Köleoğlu  Susayerine  veya Kargıcak mahallesine nasıl gidiyor.Bir karış toprağı altın sananlar,telleri yollara çekenler,Muhtara,Kreyderciye küfür edenler,her gün o yolları günlük ihtiyaçlarının dışında Düğünlerinde,cenazelerinde,hastalandıklarında davetlerinde ,yolu beğenmiyorlar.bende beğenmiyorum.Yol istediğimizde vermiyorsun. Sonra ötmeye çalışıyorsun.Hakkımız yaşamak diyorsun.İşte hepimiz doğduğumuz gibi öleceğiz.hastalanıp belki hastaneye yetişemeyeceğiz.Yeni nesillere yaşanabiyecek  bir köy bırakalım.
     Özellikle Köleoğlu ve Susayeri mahallesinden olup ta ulubey ilçesi -ordu ile ve diğer illerde bulunan aydınlara,ve Din alimlerine  İmamlara mahalle sakinlerine sesleniyorum.Allah aşkına bizlere yardım edin.İsim vermemize gerek yok. imamlarda  yolun yapılmasına karşılar.Babası, bir karış toprak vermiyor.yollardan gidilmiyor deniliyor.internetlere mesajlar yazılıyor.
     Annelerinize,babalarınıza,amca,hala,teyze,ve kardeşlerinize söyleyin ki,yolu genişletelim.Bizi telefonla tehdid eden imamlarımıza diyorumki o yollar hepimize lazım.Düğünlerde,cenazelerde,davetlerde araba çekmeye,gelen araca yol vermeğe veya dönmeğe yerimiz dahi yok.En azından Kreyder kışın girip çıksın.
     Karşıkollu kardeşlerim,elbette bizimde hatalarımız vardır.Bizler hatalarımızı kabul ediyoruz.Devlet her iş için  belge istiyor,imza isteyor,İtirez istemiyor..Yolları mutlak yapalım.Gidilmeyen yer bizim değildir.
     Sizlerden destek ve vekalet ,bizlerden hizmet.Arzumuz şu ki Çuvaldızı bize batırırken,iğneyide kendinize batırın.Metin Özen kardeşimiz bir siteye mesajlar yazmış,Köyümüzün her yeri Uza mahallesi insanlarına benzetiyor.Her mahallemizde bu kadar sıkıntımız olsaydı.Halkımız bize 20 yıldır yol devam yetkisini verirmiydi.Uzalı mahalle sakinleri kendi gözlerindeki çöpü görmüyorlar.Kendilerini düzeltsinler.
     Karşıkol mahallesi 1-Uza-2-İmamoğlu-3-Güvecek,4-Kargıcak,5-Köleoğlu,6-Susayeri mahallelerinden oluşmaktadır.Her mahalle bir köy büyüklüğündedir.Birbirimizden kopmayalım.saygı ve sevgi oluşturulam.
     Yol itirazlarımızı kaldırıp,yeniden program yaptırıp,Yirminci asıra yakışacak yollar açtıralım.Devlet yapmıyorum demiyor.iİiraz istemiyor,İstimlak ödemiyor.Eğer böyle devam ederse yapılacak bir şey yok.Ulaşımsız bir köy bizim köyümüz olmasın.
      ULAŞIM OLMAYAN BİR YERDE MEDENİYET OLMAZ.diyor hepinizi seviyoruz.
                                                                                 Bilal Zayimoğlu
                                                                                                                                                                                                           Ohtamış köyü Muhtarı

   Sırageçe Mahallesi

   Sırageçe mahallesi 10 sülaleden oluşarak köyümüzde yerini almıştır.Ohtamış köyü Sağlık Ocağı mevkisinden başlayıp Ulubey gürgentepe asfaltına bağlanır.Bu arazi üzerinde 6300 metre anayolu bulunmaktadır.
     Sırageçe  Mahallesinin mahalle yollarıda bulunur.Karain mahallesi,sırageçe mahallesi ana yolundan 1200 metre Tepe mahallesi,1000 metre yeniyol mahallesi 700 metre,Kaba elma mahallesi 800 metre  adında mahalleler vadır.Ohtamış köyünün her mahallesi Gülbelen gibi (,Kürtahmet )Gültepe köyü gibi,ulubey ilçesi Şekeroluk köyü,Cevizlik köyü,aydınlar Köyü,Elmacukuru köyü vs.köyler gibi hesaplanırsa iki köy büyüklüğündedir.
       Sıragece mahallesinde 1-Küpçük oğulları /28 hane 2-kürtoğulları  /51 hane 3-Künnoğları-9 hane 4-Tınkıroğulları-5 hane 5-fisiller-5 hane  6-Abuçoğulları-3 hane  7-Yalınlar -2 hane   8-Halkaları -3 hane 9-Zayimoğulları 2 hane 10-Sadıroğlu 1 haneden oluşur.
        Bu mahallenin çoğu ordu ili  olmak üzerine istanbul ve diğer illere dağılmışlardır.okur yazar oranı yüksek olmasına rağmer üniversite mezunu azdır.Kendi aralarında sorunları bulunsada düğünde,davette,Cenazede,hastada bir araya gelme olayı yüksektir.
       Fındık,mısır,patates ve Seyyar arıcılık yaparlar.Çoğunluğu toplumda sosyal olarak yerlerini alırlar.
Bu mahallede Sağlık ocağı Cami ve imam lojmanı,iki elekrik trafosu, telefon dağılımı,yapılmıştır.su sorunu çoğunlukla devlet millet işbirliği ile yapılmaya çalışılmaktadır.
        Kendi aralarında birbirlerini çok sevmezler.Zenginlik hırsları vardırÇoğunluğu birbirleri ile konuşmazlar.Menfaatlerin başladığ yerde dostluklar biter tükenir.Akrabalık bağı zayıftır.
        Mahalle yolları çok dardır.Evler,samanlıklar,yollara yapılırken,komşu sınır kavgaları yolları yapmayı engelliyor.Sağlık ocağından başlayıp,,mezarlıkla devam eden yolda bir araç sığmıyor.Birde cenaze olduğunu düşünürseniz,ne olacağınızı sizler düşünün.Kreyder yola takıldığında çalışmaya başladığında, çoğu arazi sahipleri arazi başlarında bekliyor.kenerlere dahi yaklaştırmıyorlar.
     Bu mahalleden bazı köylülerimiz (Cemal Kutlu),bazı sitelere yol için yazı yazarlarken,evinin altındaki virajı nasıl kapatıp,yağmur sularını yollara bağladığını lütfen yazısına eklesin.
       Vatandaşlarımızın sağ duyulu olmasını istiyoruz.Bizim kimse ile namus,kan ve sınır davalarımız yoktur.Devlet ile köy arasında köprüyüz.istenilen işler taplum adına ise seve ,seve yapılır.Yapmaktan da zevk alınır.Tek isteğimiz özellikle yol dur.Yolların bazı yerleri değişsin.Genişlesin.Yolu olmayan evlere itirazlar olmasın yollar yapılsın.Sular yollardan alınsın.Kısacık dünyada dost ve kardeşçe yaşayalım.
      Bazı özel sorunlarımızı bir kenara bırakalım.Geleceğe bakalım.Güzel yaşam yolunda hedefe ulaşalım.
                                                                                  Bilal Zayimoğlu

TEPEKIŞLA MAHALLESİ

Tepekışla mahallesinde dokuz sülale oturur.1-Yusuflar  20 hanedir.2-Şükürler  12 hanedir.3- Muçoğlu 10 hanedir.4- Teberle 22 hanedir.5 -Hocaoğulları 5 hanedir 6-Corklar 4 hanedir.7 -Abdaloğulları 6 hanedir.8 -Çayanlar 3 hanedir.9-Karahasan oğulları 4 hanedir.Mahalle olarak tutkun hoşgörü ve sevgi doludur.Kendi aralarında sorunları olsarda mahalle olarak çok belli etmezler.Ekonomik olarak köyümüzün önünde gelirler.Erkek ve kadınlarıyla çalışkandırlar.köyümüzde olduğu gibi ilimizdede en çok arı kovanına sahiptirler.65 yaş üzeri olan aile reislerinin çoğunluğu  emeklidirler.
   Ulubey Gürgentepe asfaltını kullanırlar.asfalttan başlayan mahahlle ana manhalleye üç km dir.Yolun çoğunu Yukarıkışla mahallesi ile kullanırlar.iki trafosu ev telefonları okulları kapanıp taşımaalı sistemle ohtamış ilköğdetim ve bir bölümü Şirinköy İlköğretim okuluna gitmektedir..Tek makas yolları yapılacak kalmıştır.
    Sosyal ve kültürel amaçlı CEM evleri vardır.Bir bölümü Cem evi  bir bölümünü düğün ve toplantı salonu olarak kullanırlrar.Alevidirler. Tüm insanlara Irk-din-dil-mezhep ayrımı yapmadan hoş görü sevgi ve saygılıdırlar.Çoğu inançlarına bağlıdırlar.Toplumda yapıcıdırlar.Her konuyu enine boyuna tartışır karar verirler.Bilimle gidilmeyen yolun karanlık olduğuna inanırlar.Her ne ararsan kendinde ara derler.GÖNÜL EK GÖNÜL BİÇERSİN,İNCİLİRSENDE İNCİLTME Nefsine ağır geleni kimselere tatbik etme.ELİNE DİLİNE BELİNE  SAHİP OL ilkelerine çoğu uyar.


                                                                                         Bilal Zayimoğlu
                                                                                   Ohtamış köyü Muhtarı

Yukarıkışla mahallesi

  Yukarıkışla köyümüzün en küçük mahllelsidir.iki sülale oturur.1-Daldabanoğulları sülalesinin soy adları Düzgündür.Çoğu iyi insanlardır.iyilerier toplumda hoşgörü ve saygı görürler.Okuyanları iyi mevkilerdedirler.İlmi ve dini bilgilerde önde gelirler.Dini sohbetlere yerel televizyonlara katılan Ali Düzgün bu mahallede ve sülaledendir.Doktor,olmak üzere kurum ve kuruluşlarda yer edinmektedirler.Çoğunluğu köy dışında ikamet eder.
     2- Sarıoğulları Düzmanhalle ve karşıkolda olduğu gibi su mahalledede oturmaktarırlar.Azdırlar.Çoğu köydışında ikamet eder.Hoşgörülü ve sevgi doludurlar.
       İki km araba yolu bir camii elekrik trafosu,su sorunu yoktur.Taşımalı olara ohtamış ilköğretime gelmektedirler.Çoğunluğu Gürgentepe ilçesine gider,alışverişlerini buradan yaparlar.
       Bu mahallede göç oranı çoktur.ulubey ordu ve istanbul ili olmak üzere yaşamaktadırlar.çoğunlukla yazları kalırlar köyümüzde.Mahale kış aylarında boştur.
                                                                          Bilal Zayimoğlu

Düzmahalle

Düz mahalle Ohtamış köyünün merkezidir.Adı gibi düz arazi üzerine kurulmuştur.Ulubey Gürgen tepe asfaltınabeş km ,Ulubey Damarla asfaltına ise Üç  km dir.iki Camiisi kadrolu imamları ile,ilköğretim okulu ,telefon santralı ,Su şebekesi ve bir trafosu vardır.Göç veren mahallelerdendir.
      Bu mahallede ZAYİMOĞULLARI-  ALİBALOĞULLARI-  SARI OĞULLARI    /YADALAR  /HASAN OĞULLARI/ ERGÜLOĞULLARI   SADIROULLARI  SEYİDLER  VE KÜRTOĞULLARI  adlı sülaleler  den  oluşur
     
ZAYİMOĞLU Soy olarak Düz mahallenin çoğunluktadırlar..Arazi bakımından çok sayılmazlar . Ekonomik-Sosyal-Kültürel ve siyasi olarak ta toplumda iyi bir yer edinmişlerdir.
     
 Toplumun bel kemiğidir.Hoş görü ve sevgi doludurlar.Hepsinde olmasa da sosyal,kültürel,ekonomik ve siyasi olarak toplumun önünde yer alırlar.Okur yazar oranı yüksektir..Sülaleler arasında pek sorun olmamaktadır.Şahıslar arasında olsa da etkiliyici değildir.Toplumdan kopmazlar.Köyümüzde çoğunun düğün,davet,Hasta ve cenazelerine katılırlar.
            Diğer sülalelerde aynı özelliklere sahiptirler.Sosyal amaçlı bir mahalledir.Kendi aralarında sorunları olsada bir birleri ile iyi geçinirler.Arazi çok yoktur.Bu mahallede iki cami ilköğretim okulu telekom binası  bir elekrik trafosu tüm evlerin kullandığı su şebekesi bulunur.Okur yazar oranı yüksektir.2008 yılı Asfalt programına alınmış olmasına rağmen yapılamadı.2009 yılında yapılması beklenmektedir.
            Kadastro işlamlari bitmek üzeredir.2009 yılında okul çevresi tamamlanacaktır.
Çok göç veren mahallelerdendir.Ordu ili olmak üzere yurdun çoğu illerinde ve yurt dışında bulunurlar. Ordu ilinde 59 hane istanbul ilinde 99 hane ve Yurtdışında ise 27 hane oturur.


                                                                        Bilal Zayimoğlu

Muhtarın köşesi  


Özel nedenlerimizden gazetemize ve Muhtarın köşesinde yazdığım yazıma ara vermek zorunda kaldım. Siz değerli okuyucularımdan özür diliyorum.ara vermeksizin beraber kalma olanağı buluruz  
 
Ulubey sevdalısı olduğumuzdan ,ulubeyi ve köylerini yazacağız.Yaşanır konuma getirmekten başka düşümüz yoktur.Düşüncemiz ve inancımız bu yönde oluşmaktadır.Yaşamımız gereği düşünme gereksinini duyarız.Ama düşünmeyi pek sevmez korkarız.Düşünmek yorucu olmakla kalmaz ,şaşırtıverir insanı
 .Düşünmeye başladınızmı kolay kolay kesip atamazsınız.Ortaya atılan iddalar birbirine uymaz.birbirini çürütür.Birbirine uysada ,uymasada doğru yönleri olabilir.Hepside insanların görgüsüne ve gözlemlerine dayanır         
         
Gözlemlerimize dayanarak ilçemizin ve köylerimizin sorunlarını bir daha gündeme getirmeyi arzuladım.
           
         
Günümüz dünyasında Ulaşım,insanların yaşayışında önemli bir yer alır.Eğitimde,Sağlıkta,ekonomide,sosyal yaşamda gereksinimlerini karşılamak için bir yerden bir yere gitmek ,geleceklerine yön vermek isterler.Ulaşım olmayan bir yerde sosyal ,kültürel  yaşamdan bahsedilemez
      
          
Bir kaç yıl önce Köyhizmetleri kapatılıp,Davul ve zurnalar eşliğinde Köydesler kurulup,özel idare müdürlüklerine devredildi.Devrim niteliğindeki bu karar çoğumuzu memmun edip,işlerimizi yaparız sevdasına kapıldık.Yolsuz, susuz,köy kalmayacak huzur ve refaha kavuşacaktık.Yollarımızın bakımı onarımı kanayan bir yara olmaktan çıkacaktı.Taşımalı okullarımızın yolları anında açılacaktı.Sağlık ocaklarına ve Ulubey Devlet hastanesine anında ulaşılacaktık.
     
         
Bu amaçla bekledik.İlçemizden ve köylerimizden göç önlenir dedik.Yolların bakımı onarımı yapılmazken kar yağdığı zaman açılmadı.Öğrenciler okullarına gelemedi.Doktor şüpheli ölüme gidip otapsi yapamadı.Tedaş ekibi gidip,elektrikleri kısa zamanda veremedi.Köy Cami İmamları kendileri köyde kalmak koşulu ile çocuklarını alıp götürdü.
     
         
Yapılmadı demek nonkörlük olur,elbette yapıldı.ilçemizin köylerine tirilyonlar aktarıldı.Ama gelip görelim.Özel idare Müdürlüğünden projeleri alıp, yapılan yolları,menfezleri,duvarları bakalım.Yapılan yollar  ne alemde.Dökülen malzemeler yerindemi  Yağan yağmurların sele dönüşmesi nelere mal oldu.,yapılan hizmet amaçlarına ulaştımı.İlçemize bağlı 35 köyümüz vardır.Köydes uygulaması sonrası harcanan paraların ve yapılan yolların dayanıklılık işlevleri nasıl.Denetlemeler zamanında yapılıp, projelere uygunmu.
   
          
Bu günün daha iyi olması dünün bitmiş olmasındandır.Dünlerden ders alıp bu günlere bakmış olsak ta nafile.Bu günleri düşünerek ders alıp yarınlara bakmak ve hata yapmamak gerekir.Arzumuz şu dur ki ,diken olup,ayağa batacağınıza,gül olunuzda yakamıza takalım.Çünkü gideceği limanı bilmeyen gemiye hiçbir rüzgardan fayda gelmez.
   
          
Sayın Kaymakamımız,Millet vekilimiz,Belediye Başkanımız,İş adamlarımız Siyasi parti temsilcilerimiz,Sivil toplum örgütlerimiz,Muhtarlarımız,Halkımız ve yerel basınımızla İlçe ve köylerimizin sorunlarını çözelim.Göç olayını önleyelim.insanca yaşanır konuma getirelim.

                                                                                    Bilal Zayimoğlu

Bizler Muhtarlar

          Bizler muhtarlar, Belediye Başkanları,İl genel meclisi üyeleri,Milletvekilleri gibi seçimlerle gelir,ilgili kurumlardan mazbatalarımızı alırız.   .Devlet ve milletin tabanındadır görevimiz.halkımızla devlet arasında köprü görevi yapar,devletin emirlerini halkımıza iletir,devlet kutsaldır,öyle biliriz. 
         
 Devletin emirleri tarafımızdan yerine getirilmediğin de hakkımızda yasal işlemler başlar.devlet memurlarının yargılandığı gibi 657 sayılı yasa ile yargılanırız.Suçumuza razıyız,hatamızı bilir cezalarımızı çekeriz,çekiyoruz.   Halkımızın sorunlarını,(YOL SU,OKUL,ELEKRİK,TELEFON,SAĞLIK OCAĞI ,CAMİİ, VE ALTYAPI) ilgili devlet kurumlarına veya siyasilere götürdüğümüzde tıkanırız.önümüze engeller koyup dudaklarımızı bantlayıp ve sustururlar.Halkımızın istekleri yerine gelmez ise halk yargılar bizleri.Sus diyorsanız biz susarız,sanmayın ki biz küseriz,Hizmet tir bizim işimiz.Halkımız için almak zorundayız.
          
Bizler siyası parti amblemleri ile seçimlere girmedik,seçilmedik.Halkımızın özgür iradesi,tüm siyası düşüncelerin oyları ile seçilip geldik.Bizler halkımızın sorunlarını yazılı veya sözlü olarak bildirir,yapılmasını isteriz.Dilekçelerimizin sümen altına atılıp bekletilmesi yerine istekler yerinde incelenip,  uygunluğuna göre yapılması gerekmez mi?Evinde Suyun akmıyorsa ,Okulun yoksa,sağlık ocağın boş sa,elekrik yanmıyorsa,telefonun çalmıyorsa,yollardan çamurda araç gitmiyorsa,kreyder yollarını kar yağdığında açmıyorsa,köyde yaşamanın,devlet ile halk arasında köprü olmanın ne gereği var ki ?Bürakratlar ve siyasiler bu pencereden baksınlar olaya.Birilerinin menfaatleri uğruna halkımızın haklarına tecavüz yapılmasın.Km.lerce su boruları döşenirken,o güzergahta ki köylerin hakları yenmesin.Adalet dağıtılsın ilçemizde.
           
Bizler vergisini veren,yaşlarımız geldiğinde vatani görevlerimizi yapmaya gidenleriz.insanca yaşamaktan başka bir arzu ve düşümüz yoktur.devlet ile halk arasındakı görevimizde bu yöndedirSeçimle gelenler değişir,değiştirilir.önemli olan kalıcılıktır.kalıcı olan da hizmettir.
            
Bizler Allahü taalanın yarattığı en mükembel varlığıyız,mahlükuyuz.Hiçbir canlıda bulunmayan aklı bizlere vermiştir.Akıllarımızı kullanarak İlçe ve köylerimizi yaşanır konuma getirelim.Hiçbir ayrım yapmadan köylerimize sahip çıkalım.

                                                                                    Bilal Zayimoğlu

Sevgili Ohtamışlılar

SEVGİLİ OHTAMIŞLILAR-GURBETÇİLER VE SEVGİLİ DOSTLAR  
      Doğup, büyüyüp, okumaya çalıştığımız köyümüzden ekonomik sıkıntılar nedeni ile uzaklaşmak zorunda kaldınız. Kimselere muhtaç olmamak ve iyi bir yaşam kurmak arzusu ile köyümüzden ayrıldınız.İnanıyorum ki  kalbiniz, gönlünüz, canınız, yine o topraklarda.,yine beraberiz. Ölene kadar yine beraber olacağız. Sizlerle gurur duyuyor, sevgilerimizi sunuyoruz.
    
Sizlere Ohtamış ın ırmaklarından, dağlarından, yollarından, okulundan, camilerinden, mezar taşlarından selam sunuyoruzSizlere Ohtamış ın yoksullarından, yetimlerinden, hastalarından anne baba bacı ve kardeşlerinizden selam  yolluyorum. Selamlarımızı  alırmısınız.
   
Dün ohtamış köyünde doğduk o köyde çocuk olduk,oralarda okuduk, gençlik yıllarına başladık. Her şeylerimizi terk ederek bir ekmek ve gelecek uğruna terk ettik o güzelim anıları., en çok sevdiklerimizi, canlarımızı, cananlarımızı. hiçbir şeyimiz olmasa da, mezarlarımızı.Canınız yine o topraklarda,köyünüz aklınıza gelince OF çekiyoruz istemeseniz de. Köyümüzün adı iyi geçerse onur duyuyor, kötü olursa da hep beraber üzülüyoruz.Sizlerin o ellerde güçlü olması bizlere onur , gurur  ve şeref vermektedir.
    
Sizlere köyümüz hakkında bilgi vermek istiyorum. 17350 dönüm arazi üzerine kurulmuş 1990  sayımlarına göre 1889 nüfusa sahip olan köyümüz, 1997 yılı nüfus sayımında 1360 a düşerken, 2005 yılı nüfus sayımında ise 1195 e gerilemiştir. Köyümüzde beş mahalle ve bu mahallelerin yol ağı  46 kmdir. köyümüzün hane sayısı 495 olurken köy dışında yaşayanların toplam sayısı ise içler acısıdır
     Bizlerin bireysel çalışmaları sonucu Ordu ili içerisinde 237,İstanbul ile ve diğerleri ise 358 yurt dışında ise 56’dir. Toplam olarak ta 651 hane sayılır.tam hesap yapılırsa daha da fazla çıkmaktadı
 r   
     
Köyümüzde 2006 ve 2007 yıllarında 28 km araba yolu KÖYDES programı ile döşetilmiştir.2007 YILINDA 450 BÜZ YERLEŞTİRİLMİŞTİR. 2 adet üçlük menfez 110 metre  perde duvar ihale ile yaptırılmıştır. Köyümüzün ve arazilerimizin engebeli ve sarp oluşu sonucu yağan yağmurun ve kar sularının sele dönüşmesi ,yollarımızı harabeye döndermektedir. Örnek verirsek siz gurbetçilerin bildiği gibi, Güvecek tepesinden gelen sel türbe düzüne,Sırageçe mahallesi Tepe kümele den gelen sular yol boyu sıra sağlık ocağı önünden dereye,  Tepekışla yeni yol mevkisinden gelen su Düzmahalle ye,Yukarı kışla Şilikoğlu virajından gelen su ise Tınkır değirmeni önüne akmaktadır.Köyümüzün %90 nın alt yapısı yapılmıştır.Yağmur yağdığında kanallara atılan fındık dalları,fındık kapsülleri ve  bilumum malzemeler büzleri kapatıp,komşunun bahçesini götürüp, yolları yıksın zihniyeti yok olmadıkça bu sorun asla bitmeyecektir
      
      
Ulaşım olmayan yerde medeniyet olmadığını bilirmisiniz siz. Elbette sizin sorununuz değil,ama köyde oturanlar yaşlı dede ile yaşlı ninelerimiz var.Sizler için bir karış toprağı kurtuluş sananlar.Yollardan kopardıklarını altın gümüş bilenler ,komşu ve akrabalarına kızıp yol vermeyenler.evlerini,ahırlarını serentilerini tellerini yollara çekenler,uzaydan mı geldiler.Tüm mahallelerimizde, açılan yolları daraltmak virajlara telleri çekmek kreydercilere küfürler etmek ,yerlerine toprak ve taş attırmamaktadırlar. Hepsi bizim akrabalarımız.Hangimiz anne, baba, kardeş bacı yapmayalım dedik.Yolların arazilerimiz kadar değerli olduğunu söyledik .Ordu ilinden otobüse binip giderken, veya ordu iline gelirken neşeleriniz yerinde.O araziler bizim arazilerimizden mi gittik geldik             
     
Sevgili Otamışlılar iğneyi kendimize çuvaldızı başkalarına batıralım. Babalarımız, annelerimiz gittiler. bizlerde gideceğiz. Gelecek nesile yaşayabilecek bir köy bırakalım. Muhtar Köy ile devlet arasında bir elçidir.Köyün sorunlarını devlete götürür,devletin istediklerini köylüsüne bildirir. Kalıcı olan halktır.
Birlik beraberlik içerisinde olursak, aşamayacağımız engel kalmaz .Birlikten güç doğar.Köyümüz dışında oturan 638 hanenin , çoğu senede üç beş gün gelip geçmekte. çoğu akrabalarının cenazesine gelmekte. Bırakalım komşularımızdan araba yolu almayı, içme suyu borularının yolunu vermeyenleri tanırmısınız. Okuların, camilerin Sağlık ocağının, mezarlıkların sınırlarını geçerek servet sahibi olmaya çalışanlarda var. Ama sonuç nafile. Cenazelerimize mezarlıklarımıza götürdüğümüzde arabaların gelip gidemediği ni bilirmisiniz. Bizler bunları bilelim.köylümüzde bulunan yakınlarımıza fikir verelim.     
       
Köy dışında oturan 651 hanenin çoğunu tanımıyoruz.tanışmıyoruz.Bildiklerimiz olsa da köyümüze faydası yoktur. İş dünyasında Bürokraside, Siyasette,Kültürde, sosyal yaşamda köyümüze,köylülerimize sahip çıkmadık .Kendi hesaplarımızı yaptık.
Para ve şöhret peşinden koştuk. kışın kar yağdığında cenazeyi alıp geldiğinde yollara kreyderin sığmadığını babanın amcanın, kardeşlerinin yol vermediğini bilmedin,.elekrik veya telefon direklerini diktirmedin. Su kanallarını bahçenden geçirmedin,Karşı kol _Sıra geçe _Tepe kışla ve Yukarı kışla mahallelerinden taşımalı öğrencilere sahip çıkmadın. İstanbul da,Ankara da İzmir de,İzmitte,Orduda ve diğer yerlerde zevk ve sefa ile Çocuklarınız okurlarken bizleri unutup,her gidişin bir dönüşü olacağını düşünmediniz.Sizler bu köye yılda üç beş gün gelidiniz.Bizler ise buralarda yaşamak zorunda ve sizlerin kölesi olarak beklemekteyiz.Pazar yeri açtık kapandı.1990 yılında 1889 nüfus varken,2005 yılında ll95 e indi.Karşı kol mahallesinde 13 öğrencimiz kaldı.Birkaç yıl sonra İlçemizde eşi benzeri bulunmayan okulumuzda kapanabilir.
     Muhtar ve ihtiyar heyeti olarak, bürokraside, siyasette hiçbir sıkıntımız yoktur.            Köyümüzün,sıkıntısı,aydınlarımızın, köyümüzü  terk edip, bizlere sahip çıkmamalarındandır.
Sevgili ohtamışlılar,İNSANLAR DOĞAR,BÜYÜR,YAŞAR VE  ÖLÜRLER.ÖNEMLİ OLAN ÇOK YAŞAMAK DEĞİL YAŞADIĞI MÜDDETCE TOPLUMA KÖYÜMÜZE BİR ŞEYLER YAPMALARIDIR. Bizde sizlere bu amaçla yazıyoruz yazıları.Gelin ohtamışlılar bir olalım.diri olalım .iri olalım.güneşi teslim alalım.
       Sevgili ohtamışlılar ,başınızı ağrıtıyorum.Kimse alınmasın .Hiç kimse ile sınır davamız,kan davamız, namus davamız yoktur. Hatalar belki benim tarafımdan ,belkide yaşlıların yanlış anlamalarındandır. Amacımız birlik beraberlik içerisinde sorunlarımızı azaltarak ,köyümüzü sosyal, kültürel, siyasal, ekonomik, yol, su, elekrik, telefon, dini ibadethaneler  eğlence yerleri, dinlenme tesisleri fabrikalar açarak köyümüzün işsizlerini, okulumuzda okuyan öğrencilerimizi, Üniverstede okuyan öğrencilere burslar sağlayalım. sitemizde kişisel sorunlarımızın dışında her zaman eleştirilerinize, güzel fikirlerinize, hoş görü ve muhabbete, açığızdır.
     Ohtamış ile ilgili, cenaze düğün hasta davet  ve tüm haberleri bulacaksınız.
Telefon larımız her zaman açıktır. Her konuda sizlerin yanınızdayım.Anlımız açık. kafamız dik ,dursun.Yollarımız açık olsun.

 

                                                                           Bilal Zayimoğlu

Eleştir

Sosyal kültürel ve ailevi ilişkilerinin iç içe olduğu küçük bir ilçede yaşıyoruz.Birbirlerimizi tanıma şekillerimiz tabi ki farklı.Bürokraside,siyasette ticaret yada sadece selamlaşmayla da olsa hepimizin birbirimiz,hakkında fikrimiz mutlaka vardır.Hatta çoğumuzun akrabalık,veya arkadaşlık ilişkileri de bulunmaktadır.özellikle bizleri bir araya getiren düğünlerde ve cenazelerde de hep beraberiz.
            Ancak hayat tecrübem bana şunu gösterdi.Hep bir arada yaşayan bizler,menfaatlerimiz doğrultusunda bazen birbirimizi hiç tanımıyormuş gibi davranıp,birbirlerimizin öz geçmişini doğumundan bu güne acımasız söylemlerle masaya yatırıp,bir anda silebiliyoruz.
           
Hepimiz şunu çok iyi biliyoruz ki,hatasız kul olmaz.Hatalar insanlar içindir.Bana göre hatalı olan bir konu,başkalarına göre doğru da  olabilir.Hataları görüp,doğrulara yönelmek,gerçeklerle yüzleşerek sorunu çözmeye yönelik olumlu eleştiriler yöneltmek daha faydalı olmaz mı?Birbirlerimizin arkasından kuyu kazmak,ya da  yanında olumsuz eleştiriler yapmaktansa yapıcı eleştiriler yapmaktansa yapıcı eleştiriler yapmak ve  birbirilerimizin gelişmesine yardımcı olmak daha doğru olmaz mı?Bunları kendimize sormamız gerekmez mi?
            Hatalarımızı topluma taşırken,çoğu kez hiç karşılaşmayacak gibi davranıyoruz.iş işten geçtikten sonra ise özür diliyoruz.Birini üzdükten sonra özrün ne faydası olabilir ki.önemli olan o kalbi kırmamaktır.Şunu unutmayalım ki iki şey geri dönmez.birincisi atılan ok,ikincisi ve en önemlisi ise söylenen sözdür.oysa aldığımız nefes,gittiğimiz kahvehaneler,lokantalar,dolmuşlar,hastaneler,vs,hepsi bir değil mi?Bir anlık çıkar uğruna birbirimizi kırmayalım,hoşgörü ve sevgi sunalım.
            Y
aşanılan olaylar karşısında iyi,kötü,tepkilerle karşılaşırız.Bu eleştiriler bazen karşı tarafı üzerken,bezinde mutlu edebilir.
           
Kişiler bir başkasını olumlu veya olumsuz,ne şekilde olursa olsun eleştirirken,ilk önce kendi öz eleştirisini yapmalı ve daha sonra karşısında ki kişiyi, öğmeli ya da yermelidir.
            
Eleştiri doğru yapıldığı takdirde kişiyi geliştirici,yapıcı olabilir.öncülük yapan kişiyi bir eleştirici sayesinde yanlışlarını görüp,tekrarlamama yolunu seçebilir.eleştiriyi yapan kişinin  konu hakkında deneyimli ve bilgi sahibi olması önemlidir.Bu donanıma sahip olan kişilerin ben bilirim havasına girmeleri ve büyüklük yaparken,sözlere ,tavırlara çok dikkat etmeli,kırıcı olmaktan  kaçınılmalı ve eleştiri de aynı hassaslıkla yapılmalıdır.
            
Eleştiri tarzı toplumsal saygının bir ifadesidir.Ne kadar yumuşak tavırla yapılırsa,o kadar saygı ve kabul görür.tersi ile yapılan bir eleştiri ise saygı ve saygıyı yitireceği gibi,yıkıcı ve üzücü de olabilir.Bu sebeple eleştiri yaparken karşımızdaki kişiyi rencide etmemeye özen göstermek,yapılması gerekeni tavsiye etmek en güzeli olur.
             
Artık gelişmişliğin göstergeleri değişiyor ve bu değişim kişilerle başlıyor.Dış denetim ve olumsuz eleştirilerin yerini ise öz değerlendirmeler ve yapıcı eleştiriler alıyor.Bizlerin de değişen iletişim becerilerine yönelik kendimizi yenileyerek daha mutlu bireylerle huzurlu bir ortam yaratmamızın zamanı geldi diye düşünüyorum.
           
Birbirine saygı,sevgi ve hoşgörü ile davranan bir toplum olabilmemiz,dileğiyle                                                     

                                                                   Bilal   Zayimoğlu

Ne Kibir Bildik

       Ne kibir bildik,
       Ne de kin güttük.
       Mafya Kurmadık,
       Banka Soymadık,
       Kimselere Yük Olmadık…
                          
Yaşamımız boyunca…
      
İyi bir vatandaş ve memleketini seven bir insan olarak amacımız başımız dik, alnımız açık gezmekti ve gezdikte…
       Hiç bir
şeyin nedenini sormadık sorsak da çoğu kez cevabını alamadık. Bize ne verildiyse eyvallah demek ve hep halimize şükretmekle geçti ömrümüz.     Ancak bu şekilde ne kendimize yetebildik ne sesimizi duyurabildik. Ayağımızı yorganımıza göre uzatmamız söylendi bize. Biz de söyleneni yaptık her zaman yaptığımız gibi sorgulamadan...
     
Sonra şunu öğrendik hayattan, bir şeyi elde etmek için beklemek değil karar verip harekete geçmek gerektiğini…
      İ
ş dedik yok dediler…
     
Aş dedik aslanın ağzında dediler…
     
Sağlık dedik idare et dediler…
     
Eğitim dedik imkan bu kadar dediler…
     
Yol, su, elektrik dedik her zaman yanıt ya “yok “ oldu ya da “idare edin” oldu.
     
Biz isyan etmedik, yalnızca sabrettik.
     
Artık duyarlı vatandaşlar olarak bizlerin bu gidişe bir dur demesi gerekmiyor mu?
     
İlçemizde çok bilenler susuyor,çok konuşanlar ise bilmiyor. Artık harekete geçelim, ilçemizi ve köylerimizi yüksek yaşam standartlarına kavuşturmak için el ele verelim. Teknolojinin nimetlerinden yararlanarak projeler geliştirelim. Bu yollarla ilçemize ve köylerimize kaynak aktarımı sağlayarak kendi yaralarımızı kendimiz saralım.
      
İlçemizde Sayın Kaymakamımızın başkanlığında uzman nitelikli kişilerle İlçe ve köylerimiz için bir şeyler yapmak isteyen herkesle bir araya gelip, bireysellikten kurtulalım. Artık yapamadıklarımıza değil yapabileceklerimize odaklanalım.
        
Şunu unutmayalım; elimizi taşın altına koymazsak sabahın olacağı yok, 
        
Kendimizi karanlıklara mahkum etmeyelim….
                                                                         
Bilal Zayimoğlu
                                                                                                                                                                                                    
Ohtamış köyü Muhtarı

                                Neden göç

         Bilindiği gibi, Karadeniz bölgesi Mavisi ve yeşili ile Ülkemizin nadide güzellikleri arasındadır.Ordu İli ve Ulubey İlçesi de bu güzelliklerin belirgin olarak yaşandığı Doğa harikalarındandır.Köylerimiz ise her yönüyle bu güzelliklerin tamamlayıcı unsurlarıdır.Sadece yazları değil, kışları da ayrı güzeldir köylerimiz.Alabildiğine kış manzaraları seyretmek mümkündür.Sahip çıkıldığında birer cennet köşesidir.Terk edildiğinde ise viraneye dönerler.
      Bir köylü neden terk eder,yaşadığı yeri,neden bozar yıllarca emek verip kurduğu düzenini.Tabi ki daha sıkıntılara dayanamadığından. Eğitim olanaklarının yetersizliği ,Sağlık hizmetlerinin yetersizliği ,Yolların kar nedeni ile kapanıp,açılmasının haftalar almasından.Elektrik in gidip gelmesinden ve günlerce olmayışından.Bu nedenlerden dolayı köy halkı yoksun düşer.Hepimizin bildiği göç sorunu baş gösterir bu gerçeklerle.Yirmi birinci yılda olduğumuz halde,neden hala köylerimiz,Yol,su,Eğitim,Sağlık,Elektrik sorunları ile baş edememekteler.        Yıllardır,hep geçici çözümler düşünüp,günü kurtarmaya çalıştık yetmedimi?. Yollara Eğitime,sağlık hizmetlerine kalıcı çözüm getirip gündemden kalkmaz mı. Elektrik tellerini yer altından geçirmek,sürekli tamir etmekten daha mı zor. Kesin ve kalıcı çözümler varken bu vurdum duymazlık neden.Köylü halk çaresizlik içerisinde kalmaya mahküm mü olacak.Tabi ki hayır.Onlarda sosyal yaşama uymak,sıkıntı çekmemek için şehirlere  GÖÇ te bulunacaklar.ÇÖZÜMMÜ ?  
      
Göç ettikleri yerlerde yaşam koşullarına ayak uydurabilmek için,öz benliklerini kaybedecekler,köy kültürü yavaş yavaş,yozlaşacak.
 Şimdi yetkililere sesleniyorum.Köylülerimizi bu kadar sıkıntıya sokmaya ve göç etmeye zorlamaya kimin hakkı vardır.Halkımızın yaşam koşullarını iyileştirebilirsek,hem üretici halkı tüketici pozisyonuna sokmamış,hem de ülke ekonomisine katkıda bulundurmuş oluruz. Bu konuda ilgili mercileri sağ duyulu olmaya,köy sorunlarını çözmeye davet ediyorum.

                                                                                    Bilal ZAYİMOĞLU                                                 

 BİR ŞEY DEĞİŞMEDİ  
 

         Yıllar önce yazdığım, yayınladığım  yazımı, yıllar sonra yine  sevgili okuyucularımla payalaşmak istedim.Yılların geçmesi bir şey değiştirmedi ilçe ve köylerimizde,Sayın kaymakam vekilimiz Dr. Mehmet Turan Çuhadar ın gelmesiyle İlçe ve köylerimizle ilgili  bazı radikal kararlar alıp bir şeyler yapmış olsa da ilçe ve köylerimizin sorunları  bitmek bilmiyor.
            Ulubey sevdalısı olduğumuz dan ,Ulubey i ve köylerini yazacağız.Yaşanır konuma getirmekten başka düşümüz yoktur.Düşüncemiz ve inancımız bu yönde oluşmaktadır.
      Yaşamımız gereği düşünme gereksinimi duyarız., ama düşünmeyi pek sevmez korkarız.Düşünmek yorucu olmakla kalmaz ,şaşırtıverir insanı
        Düşünmeye başladınız mı kolay, kolay kesip atamazsınız. Ortaya atılan iddialar birbirine uymaz,birbirini çürütür.Birbirine uysa da ,uymasa da doğru yönleri olabilir.Hepside insanların görgüsüne ve gözlemlerine dayanır.
         Gözlemlerimize dayanarak ilçemizin ve köylerimizin sorunlarını bir daha gündeme getirmeyi arzuladım.
Günümüz dünyasında Ulaşım, insanların yaşayışında önemli bir yer alır.Eğitimde,Sağlıkta,ekonomide,sosyal yaşamda gereksinimlerini karşılamak için bir yerden bir yere gitmek ,geleceklerine yön vermek isterler.Ulaşım olmayan bir yerde sosyal ,kültürel  yaşamdan bahsedilemez
           Bir kaç yıl önce Köy hizmetleri kapatılıp,davul ve zurnalar eşliğinde Köydes ler kurulup,ilçe özel idare müdürlüklerine devredildi.Devrim niteliğindeki bu karar çoğumuzu memnun edip,işlerimizi yaparız sevdasına kapıldık.Yolsuz, susuz,köy kalmayacak, huzur ve refaha kavuşacaktık.Yollarımızın bakımı onarımı kanayan bir yara olmaktan çıkacaktı.Taşımalı okullarımızın yolları anında açılacaktı.Sağlık ocaklarına ve Ulubey Devlet hastanesine anında ulaşılacaktık.
        Bu amaçla bekledik.İlçemizden ve köylerimizden göç önlenir dedik.Yolların bakımı onarımı yapılmazken kar yağdığı zaman açılmadı.Öğrenciler okullarına gelemedi..Yedaş(Tedaş) ekibi gidip,elektrikleri kısa zamanda veremedi.Köy Cami İmamları kendileri köyde kalmak koşulu ile çocuklarını alıp götürdüler.
         Köylere hizmetler yapılmadı demek nankörlük olur,elbette yapıldı.İlçemizin köylerine trilyonlar aktarıldı.Ama gelip görelim.Özel idare Müdürlüğünden projeleri alıp, yapılan yolları,menfezleri,duvarları bakalım.Yapılan yollar  ne durumda,dökülen malzemeler yerinde mi.? Yağan  yağmurların sele dönüşmesi nelere mal oldu.,Yapılan hizmet  amaçlarına ulaştı mı?.İlçemize bağlı 35  köyümüz vardır.Köy des uygulaması sonrası harcanan paraların ve yapılan yolların dayanıklılık işlevleri nasıl..Denetlemeler zamanında yapılıp, projelere uygun mu.
             Şimdi  neler olduda İlçe Özel İdare Müdürlüklerinden yetkiler alınıp,il özel idare Müdürlüğü  adı altında eski Köy hizmetleri personellerine devredildi..Yıllar önceki iktidar dönemlerinden bildiğimiz bir şey vardır.Köy hizmetleri olmadan iktidarların politika yapamayacağı herkes tarafından biliniyordu.Köyleri elde etmenin yolu  köy hizmetlerinden geçmektedir.Siyasetin vazgeçemeyeceği tek kaynaktır,kandır bu.
            Bu günün daha iyi olması dünün bitmiş olmasındandır. Dünlerden ders alıp bu günlere bakmış olsak ta nafile.Bu günleri düşünerek ders alıp yarınlara bakmak ve hata yapmamak gerekir.Arzumuz şu dur ki ,diken olup,ayağa batacağınıza,gül olunuzda yakamıza takalım.Çünkü gideceği limanı bilmeyen gemiye hiçbir rüzgardan fayda gelmez.
           Sayın Kaymakamımız,Millet vekilimiz,Belediye Başkanımız,İş adamlarımız Siyasi parti temsilcilerimiz,Sivil toplum örgütlerimiz,Muhtarlarımız,Halkımız ve yerel basınımızla İlçe ve köylerimizin sorunlarını çözelim.Yaşamamız için gerekli olan Yol-Su-okul–elektrik gibi konulardan bahsetmeyelim.Köylerimizi insanca yaşanır konuma getirelim.   
                                                                                                                        Bilal Zayimoğlu  
                                                                                                                    Ohtamış köyü muhtarı
EVET Mİ HAYIR MI?


     Son günlerde ülkenin gündemini oldukça meşgul eden ve bizleri vatandaşlık görevimizi yapmaya davet eden 12 Eylül 2010 da yapılacak olan halk oylaması ilk bakışta demokratik bir yaklaşım olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu halk oylaması kapsamında hükümetimizin aldığı  kararla 1982 Anayasa’nın bazı maddeleri halkoyuna sunulacak. Ülkemizin seçmenleri o gün oy kullanıp gelecekte yapılması planlanan işlevleri yenine getirmek için iktidar partilerine yetki verecek.      
     Ancak ben bir vatandaş olarak 12 Eylül’de neler için oy kullanacağımı bilmiyorum ve biliyorum ki birçoğumuzda bilmiyoruz. Ama bizler oylarımızı vatandaşlık görev ve sorumluluklarımız çerçevesinde kullanacağız. Fakat bu görevi layıkıyla yerine getirebilmemiz için karar verme sürecinde bilmek istediğimiz birçok şey var. “Hayır” ve “Evet” oylarımız neleri değiştirecek? Vereceğimiz bu oylar bugünümüzü ve geleceğimizi nasıl etkileyecek? Referandumdan önce bu sorularımızın cevabını bulamazsak, “evet” dersek A partisinin dediği, “hayır” dersek B partisinin dediği olacak diye mi halk oylamasına gideceğiz. Böyle bir sürece dahil olmak gerçekten çok anlamlı ama bir ülkenin kaderiyse ellerimize verilen bunu bilinçli bir şekilde yapmaya ihtiyacımız var. Üzülerek belirtiyorum ki maalesef ülkemizde hala anayasayı, güçler ayrılığı gibi ilkeleri bilmeyen vatandaşlarımız azımsanmayacak kadar çok. Öncelikle bizlerin bu sorumluluğu yerine getirebilmemiz için özellikle medyayı etkili bir şekilde kullanarak bilinçlenmeye ihtiyacımız var diye düşünüyorum.
     Ayrıca bu süreçte bizlerin oylarını eğitimliyiz diyerek alan ve milletimizin kendilerine vekil olarak seçtiği milletvekillerimiz nerede? Amaç ülkeyi aydınlığı çıkarmak ise bizler sizlere bu konuda zaten yetki vermişiz ve bizleri, ülkemizi yönetin demişiz. Kendilerine verilen bu yetkiyle milletvekillerimiz ve bürokratlarımız katılımcı bir anlayışla beyinlerini, akıl ve fikirlerini  birleştirerek  ülkemizin din, dil, sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik koşullarına uygun, halkımızı kucaklayan ve bizlere uzun yıllar hizmet edecek yasalar hazırlamalıdırlar. Artık siyaset anlayışımız yumuşatılmalı ve ortak karara varılmalıdır. Ben, sen, o  kavgası bitmeli, tek vücut tek yürek olunmalı, siyasi menfaatler bir kenara bırakılarak ülkemiz ve ülkemizde yaşayan bireylerin refah ve huzur içinde yaşayabilecekleri bir toplum için bir araya gelinmelidir. Ortada bir hastalık varsa ve amaç bu hastalığın tedavi edilmesi ise hastamı doktorun ayağına gidecek yoksa doktor mu hastanın tartışmasını bir kenara bırakıp, nihai hedefe odaklanmalıyız.
      Tabiî ki oylarımızı kullanalım, bu bizim en demokratik hakkımız ve bizim millet olarak özelliğimiz ise özgürlüğümüze olan tutkumuzdur. Eğer bunu bu yasa ile yapabileceksek ve değişim boyutunda bir reformun parçası olacaksak oyumuz elbette evet olacak ancak ülkemizin gerçeklerini gözden kaçırmayalım istiyorum. Dedenin ve ninenin gözü görmüyor, kulağı duymuyor oy kullanacak ve ülkenin anayasasını onaylayacak red veya kabul diyecek. Elimizi vicdanımıza koyup lütfen iyi saptamalar yapalım çünkü bu sadece bizi etkileyen bir karar değil gelecek nesillerimizi de düşünmeliyiz. Ben kimse hakkında karar verme yetkisine sahip değilim sadece Ulubey ilçesinin ve köylerinin seçmen sayısını ve eğitim durumunu iyi bilirim. Eğitim seviyesi yüksek olmayan toplumların neler yapabilecekleri de sanırım hepimiz biliyoruz. Herkesi en azından bu kez vatandaşlık görevini bilinçli bir şekilde yapmaya davet ediyorum.  
     “Elbette en güçlü her zaman halktır yani biziz. Bize sorulmadan kimse hiçbir karar alamaz ve  yapamaz. Bizler bilinçli olarak oylarımızı kullanır, doğruları buluruz ve bizim verdiğimiz kararın üzerinde kimsenin söz söylemeye hakkı yoktur” diyebilecek ve gerçekten bu sözlerin arkasında bilgi ve birikimiyle durabilecek bir toplumun hayalini kuruyorum. Bize sorulmadan da olsa aldığımız sorumluluk bu defa ağır diye düşünüyorum. Bu defa kendi menfaatlerimizi bir tarafa bırakıp, bilinçli yurttaşlar olarak yasalarımız için birleşelim. Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti devletine, Atatürk ilke ve inkılaplarına, bağlı kalarak yolumuzu çizelim...

                                                      Bilal Zayimoğlu

 

 İLÇEMİZDE BİR TOPLANTIMIZ

  Saygı Değer Okuyucularım, 14 Haziran 2010 Pazartesi saat onbir sularında Ulubey Hükümet Konağı Kaymakamlık Toplantı Salonu’nda,  Kaymakam Vekilimiz Dr. Mehmet Turan Çuhadar, Milletvekilimiz Sayın Enver Yılmaz, Belediye Başkanı Akif Atlı, İl ve İlçe Daire Müdürlerimiz, İlçe Milli Eğitim Şube Müdürlerimiz, Muhtarlarımız, Sivil Toplum Örgütlerimiz ve Yerel Basınımız  ile katılımcı bir anlayış içerisinde, “İlimizin ve İlçemizin Sorunları Konulu Toplantı” gerçekleştirilmiştir. Bugünü, tarihi ve görüşülen konularıyla kaleme almamın sebebi yaşadıklarımızı ve ilçemizi geleceğe taşımak adına gündeme getirdiğimiz konuları, geçici hafızalarımızdan alıp kalıcı belleğimize taşımamıza yardımcı olmaktır.
          Kaymakamımızın ve Milletvekilimizin konuşmalarından  sonra belediye başkanımız  ve bazı muhtar arkadaşlarımız ilçe ve köylerimizin sorunlarına değindiler ve ilgililerden sorunların çözümüne yönelik istekte bulundular. Söz konusu toplantı gerek içerik olarak gerekse değinilen konular olarak hepimize olumlu katkılar sundu diyebilirim. Konuşulanlardan edindiğim izlenim ise ilçemizde yürütülen ve yapılması planlanan çalışmaların ilçemizi aydınlık günlere taşıyacağı yönde idi. Ancak bu toplantıyı bence en önemli kılan unsur birçok tarafın tek bir salonda aynı şey için yani İlçemiz için ne yapabiliriz sorusunun bir araya getirmiş olması ve toplantının demokratik bir ortamda gerçekleşmiş olmasıydı. Ordu İli’nin şanslı ilçelerinden biri olduğumuzu bir kez daha anladık. İlçemize yönelik her türlü iyileştirme ve yeniden yapılandırma çalışmasında Sayın Milletvekilimiz Enver  Bey’i İlçemizde bizlerle beraber olduğunu görmemiz bizlere onur ve gurur vermektedir. Tabiî ki Sayın Kaymakamımızın desteğinin de her zaman yanımızda olması ayrıca gurur kaynağımız.
          Bu anlamlı toplantı da Ordu Havaalanı, Ordu Gölköy Bağlantı Yolu, Ordu İskenderun Bağlantı Yolu Projeleriyle ilçemizin ve köylerimizin maalesef hala devam eden eğitim, sağlık, yol ve elektrikle ilgili sorunları gündeme damgasını vurdu. Tüm sıkıntılarımızı yetkililerin olduğu demokratik bir atmosferde dile getirmekten dolayı bir nebzede olsa rahatladık diyebiliriz. Görüşülen konuların hepsi çağımızın gereklerinden diye düşünüyoruz ancak muhtarlar olarak bizim arzumuz köylerimizde artık okul, yol, su, elektrik ve sağlıkla ilgili sorunlarla boğuşmadan sosyal ve kültürel etkinliklerle halkımıza hizmet etmeyi diliyoruz. Ama öncelikli olarak varlık nedenimizi bu problemlerin çözümü olarak görüyoruz. Tabiî ki bizlerde istiyoruz, İlimizde havaalanı, liman, fabrikalar, uluslararası yollar, turizm işletmeleri ve daha birçok şey ve de olmalı. Ancak ilçemizin  ve köylerimizin  yolu, suyu, elektriği ve okulu yoksa ilimize gidip gelemiyorsak sonuç nafile.
          Sonuç olarak şunu belirtmek istiyorum karamsar değilim emin olsun, geleceğe hep umutla bakıyorum ki bu toplantı da bana tekrar ümit verdiği için sizlerle paylaşmak istedim. Ama sorumluluk sahibi bir birey olarak da İlimiz, ilçemiz ve köylerimiz de iyi koşullar altında yaşamak, kanayan yaralarımızın iyileşmesi, gidilmeyen yollar ve yerler kalmaması adına bu sorunlara tekrar temas etmek zorunluluğu hissettim. Sayın Kaymakamımız, Milletvekilimiz, Belediye Başkanımız, İş adamlarımız, Siyasi Parti Temsilcilerimiz, Sivil Toplum Örgütlerimiz, Muhtarlarımız, Halkımız ve Yerel Basınımızla hep beraber el ele verip İlçe ve Köylerimizin sorunlarını çözebileceğimize yürekten inanıyorum. Bizler insanca yaşamaya değeriz…

                                                                    Bilal Zayimoğlu   
                                                                                Ohtamış Köyü Muhtarı   
DOĞDUĞUMUZ YER Mİ DOYDUĞUMUZ YER Mİ?

          Başlıktan da anlaşıldığı üzere bu yazımda köylerimizde yaşanan göç sorununu, bu sorunun ilçemiz ve göç edenler üzerindeki etkisini sizlerle paylaşmak için birlikte ilçemizin yakın tarihine bir yolculuk yapalım istiyorum.
          Uzun zaman geçmedi yaşananların ve gördüklerimizin üzerinden. Ulubey ilçesinin 1984 yılından bu güne kadar geçirdiği süreci gerçekten iyi bildiğimi söyleyebilirim. Söz konusu yıllarda henüz yirmi dört yaşlarındaydım ve Ziraat Odası yönetim kuruluna seçilmiştim. O yıllarda Ulubey ilçesinin her günü bu günkü Salı gününün en az iki üç katı kalabalık olurdu. Köylerimizden araçlar her sabah dolu geliyor ve insanlar aynı araçlarla köylerine dönüşlerini neşeli bir şekilde tamamlıyorlardı. İlçemizin her köyünde ilkokullar, bazı köylerde ise ortaokullar öğretmenleri ile çevreye neşe katıyorlardı. Camilerimiz dolu ve nüfusu kalabalık olan köylerimizde ise Sağlık Ocakları doktor ve personeli ile köylülere hizmet veriyorlardı. Sene 1989’da Ohtamış Köyü’ne muhtar seçildiğimde köylerimiz de ilçemizde yine anlamlı bir kalabalık hüküm sürüyordu tüm neşesiyle. 1990 yılı Eylül ayında okulların eğitim-öğretime başladığı dönemde nüfus sayımı yapılmış ve Ohtamış Köyünde yaşayan nüfus 1901 kişi olarak kayıtlara geçmişti. Bu gün ise kayıtlarıma baktığımda nüfus sayımından yirmi yıl sonra 580 hane sayısı ve 754 seçmen sayısıyla ilçemizde en az göç veren köylerden biri olmasına rağmen nüfusumuzun  1246’lara kadar düşmüş olduğunu görmekteyiz. Köyümüzün istatistikleri otomatik olarak İlçemizin de nüfusunu etkilemiş ve ilçemizin bugünkü nüfus sayısının ise 5000 civarlarında olduğu görülmektedir.  Peki neden di bu köylerimizi terk ve neden insanlarımız topraklarını terk ediyordu? O yıllardan günümüze baktığımızda köy nüfuslarımız çoğalıyor insanlarımız ne yazık ki geçimlerini sağlayamıyorlardı. Ve nihayet kaçınılmaz göç olgusu yani kentlere yerleşme ihtiyacı ortaya çıkıyordu. İnsanlar doğduğum yer diyemiyor çünkü geçim koşulları ve çocuklarına iyi eğitim verme gibi ihtiyaçlar insanlarımızı zorluyor ve doyduğum yer demek zorunda kalıyorlardı, tıpkı günümüzde olduğu gibi. Aslında bu durum bir çok şeyi de beraberinde getiriyordu beraberinde mesela artık toplum olarak değişiyor ve tarım toplumundan uzaklaşıyorduk ama şehirlerimizde de yeterince iş alanının olmamasından dolayı maalesef sanayi toplumu da olamıyorduk ve hala olamıyoruz. Göç eden köylülerimiz çektikleri sıkıntıları göze alıyor ve geri dönmeyi kimi zaman gururlarına yediremiyorlar kimi zaman ise zaten döndüklerinde onları hiçbir şeyin beklemediğini biliyorlardı. Dolayısıyla kentleşmeden başka çareleri yoktu.  Çünkü onlar ekmek uğruna topraklarını anne babalarını ve sevdiklerini terk ederek zaten her şeyi göze almışlardı. Geride kalanlarımız onların bir gün geriye döneceklerini düşünerek hayatlarına devam ederken, göçenlerimiz ise hayat mücadelesi veriyorlardı. Bu göç olayından sadece etkilenen bu eylemi gerçekleştirenler değildir, bu sirkülasyon yani nüfus hareketliliği sadece bizim ilçemiz ve köyümüzün sorunu olmaktan çıkıp tüm Türkiye’nin sorunu olmuştur. Ülkemiz açısından bakıldığında yukarıda da bahsettiğim gibi öncelikle tarım toplumu olma özelliğimizi kaybetmemize neden olmuştur ve nüfus yoğunluğumuz 1960’larda kırsalda toplanırken artık nüfusumuzun %80’i kentlerde yaşamaya başlamıştır.    
           
Aslında çok değil son yirmi yılda 700 civarında köyümüzde azalan nüfusumuza dair bir hesaplama yapılırsa onbinlerce nüfusumuzun elimizden eriyip gittiğini ve geleceğimizi bu sorunu önleyememekle ateşe attığımızı görebiliriz. Hepimizin bildiği gibi İlçemiz, ilimizin deniz dışında tüm güzelliklerini barındıran güzide ilçelerinden birisidir. Ancak Ordu İline de yakınlığı ile tanınan İlçemiz üzülerek söylüyorum ki bu göç sorununu önlenemediğimizde belde olması kaçınılmaz olacaktır. Peki, şimdi soruyorum sizlere yıllar geçtikçe her alanda gelişerek ve refah seviyemizin yükselmesini umut ederek yaşamamız gerekirken neden göç veriyoruz? İlçemiz ve köylerimiz geçmişteki ekonomik, sosyal ve siyasal varlıklarına tekrar kavuşabilirler mi? üçten ikiye düşmüş olan İl genel meclisi sayımız nüfus yeniden çoğalıp, geri dönüş yapılıp bu sayı dörde kavuşur mu?
             Köylümüzün dönüşlerini sağlamak için nelerin yapılması gerektiğinin hesaplarını acilen yapmamız ve onları memleketlerine döndürmek için çözüm önerileri geliştirmemiz gerekir. Neden ilçemizde ve köylerimizde insanlarımızı istihdam edebileceğimiz iş kolları kurulmasın, çocuklarımızın eğitimi ve sağlıklı yaşam adına farklı açılımlar yapılmasın ve neden fabrikalar, barajlar, maden ocaklarımız olmasın. İnsanlarımızı doğdukları yere bağlamak ancak onlara hayatlarını kazanmak için fırsatlar sunarsak gerçekleşir. İlçe ve köylerimizi karanlığa gömmek istemiyorsak kalıcı önlemler için adım atma zamanı…
                                                                                    

                                                                                     Bilal ZAYİMOĞLU

İLÇEMİZDE VE KÖYLERİMİZDE SAĞLIK HİZMETLERİ DÖNÜŞÜÜM PROGRAMI

           Pilot uygulamasına 2005 yılında Düzce iliyle başlanan ve şu anda 41 ilimizde uygulanmakta olan “Aile Hekimliği Projesi” yaygınlaştırma sürecinde nihayet ilimize ve ilçemize ulaşmıştır. Bugün İlçemizde gerçekleşen toplantıda söz konusu uygulamanın ilçemizde 13 Eylül 2010 tarihinde başlayacağı sinyali verilmiştir.
            Sağlıkta değişim programı olarak görünen “Aile Hekimliği Projesi”nin Karadeniz Bölgesinde uygulama sürecinde sıkıntılı günler bekleyecek olsa da sağlıklı bir toplum için atılmış sağlam bir adım ve iyi bir başlangıç olduğuna inanıyorum.
35 Köy ve  6 mahalleden oluşan ilçemizde 4 aile hekimliği merkezi Ulubey merkezde ve 1 tanesi de Ohtamış Köyünde olmak üzere toplam beş adet aile hekimliği merkezi kurulması planlanmıştır. Köyümüze kurulacak olan bu merkezin sağlıklı nesiller yetiştirmemize katkı sağlayacağını biliyor ve bu uygulamanın köyümde olmasının onurunu ve gururunu taşıyorum.
           Ancak söz konusu uygulama iyi bir karar olmasına karşın, İlçemize bağlı diğer sağlık ocaklarının kapatılarak sağlık evlerine dönüştürülmesi ve Ohtamış Köyü gurubunun dışında tüm mahalle ve köylere Ulubey merkezden hizmet verilmeye çalışılmasının tarihi bir hata olmasından endişe duyuyorum. Çalışmalar başlamadan, tüm Ulubeyliler, kaymakamımız başkanlığında komisyon kurarak, siyasi desteği yanımıza alarak, Uzunmahmut Köyü gurubu, Durak Köyü gurubu, Aydılar Köyü gurubu oluşturarak ilçemize yakın köyler ise merkez guruplarına katılarak sağlık hizmetleri verilmelidir. İlçemizde sağlık sorunları yaşanmaya başlamadan ivedilikle  çözüme kavuşturulmalıdır. Şu an ilçemizde  ve köylerimizde mevcut sağlık hizmetleri oluşturulan guruplarla halkımıza hizmet verme şeklinde yıllardır devam etmektedir. Köy sağlık ocaklarımızın fiziksel donanımını ve personel ihtiyaçlarını karşıladığımızda, yenilere gerek duymadan ve şehirlere yığılmalar olmadan en güzel aile hekimliği kurulmuş olacaktır.
           Hepimizin bildiği gibi bizim insanlarımız ufak tefek ağrılar için il ve ilçe merkezlerine gidip gelemezler. Ayrıca köylerimizde yaşayan nüfusun çoğunu yaşlı insanlar oluşturmaktadır, onlarında hareket alanları gerçekten sınırlıdır ve sağlık hizmetlerine ulaşma mesafesi arttıkça onlara yarardan fazla zarar veririz diye endişelenmekten kendimi alamıyorum. Birde tabiî ki en önemli faktör coğrafi şartlar diye düşünüyorum. Örneğin; Ören Köyü’nden gelecek olan bir hastanın Ulubey merkezde aile hekimine muayene olması veya sevk alması ne kadar zamanda gerçekleşecek. Guruba bağlı hastalardan sabah saatlerinde Ulubey’de üçyüz hasta oluşur ise bu izdihamı kim önleyecek. Aile hekimi hastalarla veya 4000 nüfusla birebir nasıl ilgilenecek? Bu sorunlar iki personelle nasıl çözülecek? Çorum ilinin Alaca ilçesinin köylerinde, Mardin ilinin Midyat ilçesinin köylerinde, Konya  ilinin köylerinde, Edirne ili Uzunköprü ilçesinin köylerinde bu hizmetler fiziki coğrafyanın ulaşıma elverişli olması nedeniyle kolaylıkla yapılabilir. Ancak Ordu ilinin Çamaş ilçesinin Sakar Geriş köyünde, Ulubey ilçesinin Kirazlık köyünde, Gölköy ilçesinin Koz Ören köyünde, Akkuş ve İkizce ilçelerinin köylerinde aile hekimliği çalışmaları nasıl yapılır ve hangi sonuçları beraberinde getirir? Söz konusu sağlık olunca insan üzerinde düşünmekten kendini alamıyor. O yüzden tüm bu detayların tekrar gözden geçirilmesi ve eğer uygulamaya geçilecekse çözümler bizlere sunulmalı ve bu uygulamayla ilgili tüm vatandaşlarımız detaylı bilgilendirilmelidir. Yaşamımızın  en önemli faktörlerinin başında sağlık gelmektedir. Sağlıksız bir toplum, denizde parçalanmış bir gemiye benzer. Ülkemizin ayakta kalması için öncelikle sağlıklı nesillere ihtiyacı vardır ve sağlık üzerinde oyun olmaz.
           Dönüşüm programı olarak kurulacak olan  aile hekimliği konusunda ayrım yapılarak Karadeniz bölgesi proje kapsamı dışında tutularak çalışmalar yürütülebilir ya da tüm bu sorunlarımızı çözebilecekse, bu program bizlere tüm boyutlarıyla ve seçme şansı verilerek sunulmalıdır. Çünkü kışın kar yağdığında günlerce köy yolları ve mahalle yolları kapalı kalırken, bu sistem ile yollar anında açılacak mı? Hastalar  anında aile hekimlerine kavuşacaklar mı? Gezici  hizmet sunan ekipler her hafta köylerde dolaşacaklar mı? Karadeniz’in dağlık bölgelerinde bu hizmet nasıl sağlanacak?
               İlçemizin yerleşim alanlarını siyasiler, bürokratlar, sivil toplum örgütleri ve hepimiz çok iyi biliyoruz. En iyi yollarımız da bile yazları ulaşım sağlanamazken  kar, yağmur yağdığında bir evden bir eve geçilemezken aile hekimliği başladığında halkımıza nasıl hizmet verilecektir? Sağlık adına verilecek hizmetler dün ve bugünkü gibi olacaksa bu uygulamaların, o kadar para harcamanın insanlarımızın sağlıklı yaşamasına ne yararı olacaktır? Eğitimde-kültürde-sosyal yaşamda ertelenebilecek işler ve zamanlar olabilir. Ancak konu sağlık olunca bir anlık gecikme insan hayatına mal olduğunda işte o zaman keşkelerimizin ve pişmanlıklarımızın bizlere hiçbir yararı olmayacaktır. Sevgilerimle...
                                                                                                                                                                                                       Bilal Zayimoğlu

    ULUBEY'İ KEŞFEMEK  

   Kıymetli okuyucularım, bu yazımda sizlerle İlçemizin görmeye değer güzelliklerini benim perspektifimle paylaşmak istiyorum. Ordu ilimiz mavisi ve yeşili ile ülkemizin nadide güzelliklerini yansıtan illerimiz arasındadır. Ulubey ilçemiz ve köylerimiz ise her yönüyle bu güzelliklerin tamamlayıcı unsurlarıdır. Ordu iline yakınlığı ile bilinen ilçemizin denizi olmasa da akarsuları ve yaylaları gerçekten turizm açısından önemli bir yer tutmaktadır.
        İl sınırımızdan ayrıldığımızda yamaçlara doğru uzanan bir yol güzergâhı ve İç Anadolu’ya bağlanması amaçlanan yol çalışmaları ile yolu takip ettiğimizde yemyeşil ve tertemiz  akan Melet  akarsuyu  çıkar karşımıza, her tarafta yemyeşil ağaçlarla süslenmiş eşsiz manzaralar selamlar bizleri. İlçemize doğru devam eden yol güzergâhında Şayip tepesi görünür yeşillikler arasından tüm ihtişamıyla. Ulubey-Gürgentepe ilçelerini birbirine bağlayan keskin virajlarla devam eden yolculuk, çam ormanının içinde Sayaca Başı Dinlenme Tesisleri, taze turşuları ve buz gibi doğal kaynak sularıyla ünlü Refahiye et lokantaları ve alabildiğine her çeşit renklerle çevrili doğa güzellikleriyle ayrı bir anlam kazanır.
       Sadece ilçeleri birbirine bağlayan yolculuk anlam katmaya yetmez ilçemizin değerine, el değmemiş güzelliklerinde görülmesi gerekir bu değerleri anlamlandırmak için ve İlçemizin köy yolları davet eder bizi tüm cömertliğiyle. Kardeşler köyü kanyonlarından başlayıp Uzun Mahmut ırmakları, Ören köyü tepeleri her türlü renklerin buluştuğu doğal harikalardır. Kardeşler kanyonundan ayrılıp Hocaoğlu ve Kirazlık köylerine düşerse yolumuz işte size görmeye değer inişli çıkışlı ama alabildiğince eşsiz manzaralar kucak açar. Bitmediki ilçemizin köyleri, akarsuları, yaylaları ve manzaraları. İlçemizin Sarp Dere bağlantısı, can ve atar damarı  olan Ulubey ilçesine uğramadan Ordu iline ve dünyaya açılma şansı olmayan bir yol bulunmaktadır. Belki de hepimizin geçmişinde çok önemli bir yere sahip olan bu geçit, kimimize virajlarıyla korku salan ama kimimiz için hep bir yerlere ve birilerine kavuşmanın simgesi olan Sarp Dere. Bu yol güzergâhını tarihi ve doğal güzelliklere sahip olan birçok köy süslemektedir. Bu gün kullanılmayan tarihi Sarp Dere Köprüsü, Şeyler Köyünde Şeyh Abdullah Türbesi, Ohtamış köyünde Evliya Tepeleri, Karain Dereleri, Kaba Kavuk Evliyası, Ohtamış Şelalesi, Şahinkaya ve Yukarı Kızılen Köyleri derin vadileriyle eşsiz güzellikler sunar bizlere. O vadiler ki dereleri coşarak akmakta ve bünyelerinde su değirmenleri barındırmaktadır.
          Tarihi ve doğal güzellikler anlamında ziyaretçilerini keşfedilme arzusuyla bekleyen bu eşsiz harikalar, alabildiğine yeşille bezenmiş manzaralar, içimizi coşturan akarsular ve huzurlu bir atmosfer yaşamak isteyen herkese kucak açmaktadır. Önce yaşadığımız coğrafyayı biz tanıyalım ve yaşadığımız coğrafyanın tadına biz varalım istedim. Çünkü her gün gördüğümüz ama fark etmediğimiz güzellikleri görerek hayatımıza anlam katabiliriz. Sonuçta şunu fark edelim istiyorum sahip olduğumuz güzelliklerin farkında bireyler olarak ilçemizin ve köylerimizin değerini anlayıp, benimsediğimiz bu topraklara sahip çıkalım, tanıtımına ve değer görmesine yönelik aktiviteler düzenleyip yaşadığımız yeri canlandıralım ve terk edilip viraneye dönmesine izin vermeyelim. Sevgilerimle….
                                                                           
                                                             Bilal Zayimoğlu

       HAYELLERİN GERÇEKLE BULUŞMASI


          Bir çocuk düşünün, yaşadığı evi, ailesini, çevresindeki insanları, komşularını ve köyünü çok seven. Bu çocuk ve çevresindeki tüm insanlar için zamanın su gibi akıp gittiğini ancak yaşadığı ortama yılların doğru düzgün yenilikler getirmediğini. O çocuğun hayali başlarda öğretmen olup milletine faydalı işler yapmaktı. Ancak olmadı. Yıllar çocuğun hayatını ve hayallerini değiştiriyordu.  Çünkü bu çocuk yaşadığı ortamı güzelleştirmek ve insanlarına huzur içinde sıkıntı çekmeden yaşayabilecekleri olanaklar sunmak istiyordu. Neredeyse yirmi yıl kadar önce böyle bir fırsatı yakalamış hissetti artık genç olan çocuk kendisini. Artık köyüne hizmet edebilecek ve halkın sıkıntı çekmeden yaşamasına katkı sunabilecekti. Ancak hayat şartları ve daha yeni yeni öğrendiği bir yığın bürokratik ve ekonomik zorluklarla karşı karşıya kaldı ama pes etmedi. En azından köyünün ulaşım meselesini kökünden çözmek istiyordu ama yıllar geçiyor bir türlü bu sorun halledilmek bilmiyordu. Her yıl köyünün yollarını tekrar tekrar yaptırıyordu ama seneye durum değişmiyor, hava koşulları vs. birçok etken yüzünden aynı işlemi her yıl tekrarlıyordu. Nihayet tarih 2010 yılının Mayıs ayı ve artık küçücük bir mesafede olsa asfalt yol ihalesi yapılıyordu bu çocuğun hayallerinde olduğu gibi.
         Sevgili okurlarım, baştan beri söylemek istediğim aslında hepimizin hayalleri olduğu ve inanın biz hayallerimiz uğrunda mücadele ettikçe ve biz inandığımız gerçeklikler uğruna bu yolda çaba sarf ettikçe mutlaka bize destek verecek insanlar çıkacaktır. Nihayet 2 km de olsa en azından okulumuzun önüne kadar çocuklarımız için yollarımız asfaltlanacak. Bizim hayallerimizi paylaşıp bu hayalleri gerçekleştirme yolunda bize destek veren ve varlığını hep yanımızda hissettiğimiz Vali Yardımcımız Sayın Dr. Turhan ÇUHADAR’a teşekkürlerimi bir borç biliyorum. İnanıyorum ki Ulubey’in ve Ulubeylilerin kalkınması için çıktığımız bu anlamlı yolda bizi cesaretlendirip desteğini vermeye devam edecek. Çünkü zorlukları ve zorlukların nasıl aşılması gerektiğini ve insanlara hizmet etmenin önemine O hepimizden fazla vakıf. Köyümüze yıllar sonra verilen bu hizmetin tamamlanması ve en azından Ulubey-Gürgentepe ilçelerinin Ohtamış köyü üzerinden asfalt yolla bağlantısının sağlanması yolundaki ilk adım olarak düşündüğümüz bu projenin devamının da tüm insanımız için çok anlamlı olacağını biliyoruz.
             Bizler tüm köyleriyle birlikte Ulubey halkıyız ve bizim için yapılan hiçbir hizmeti unutmayız. Sayın M.Turan ÇUHADAR’a da bizim için yaptığı ve yapacağı tüm hizmetler için her zaman vefa duyacağız. Şimdiye dek yapılamayan ve hep hayalini kurduğumuz yaşama doğru adım atmamızı sağlayan, bizi çağdaş yaşam koşullarına kavuşacağımıza inandıran kaymakamımıza binlerce kez teşekkürler…

                                                     Bilal ZAYİMOĞLU

KADASTRO ADI ALTINDA YAŞANILANLAR

Yıllardır beklediğimiz  ve canımız kadar sevdiğimiz  topraklarımızı üzerimize nikâhlama zamanı nihayet geldi. İlçemizin ondört köyünün  ihalesi toplu olarak yapılıp, kadastro çalışmaları hızlı bir şekilde yükleyici firmanın personelleri tarafından yürütülmeye başladı. Mesai kavramı gözetmeksizin çalışmalar tüm hızıyla devam etti. Ve nihayet diğer köylerimizde olduğu gibi Ohtamış köyünde de son çalışmalarda beş ekibin aynı anda işe koşulmasıyla, 17.000 dönüm arazi iki yıl kadar kısa bir süre içerisinde 14 köyümüzün kadastro çalışmalarıyla birlikte tamamlandı.
       Hepimizin bildiği gibi arazilerimizin engebeli oluşu, kadastro çalışmalarının güçlükle yapılmasına sebep olmuştur. Bu güçlükleri çalışanlar görebildikleri yerleri ölçüp, diğerlerini Orman Genel Müdürlüğüne hibe etme yoluyla aşmaya çalışmışlardır. Ölçümlere karşı çıkanlarımız olsa da nafile. Sonuçta herkes bildiğini okumuştur.  Süreçte uzun soluklu tartışmalar, oturumlar ve itirazlar yapılmıştır. Ama  ondört köyümüzün kaderi 1954 yılında havadan çekilen adı ne olursa olsun haritaya terk edilmiştir. Haritadaki görüntüler yanlış olsa da razı olduk. Eyvallah dedik, dedirttiler, ama o da yetmedi.1961- 1968 -1981 haritalarına baktılar. O da yetmedi bu güne bakarak köylülerimizin tarım arazilerini bir bir ormana bırakarak ellerinden aldılar. l937 yılında tevzi memurlarının yazdıkları, l942 de verilen tapular ve 1948 yılında köylerimize devlet tarafından yerleştirilen  ailelerin de arazileri evleri bir bir orman arazilerine terk edildi. Ayrıca en küçük köylerimizde dâhil orman vasfını kaybetmiş veya 1956 yılında açık arazi olan yerler de, 2500’e yakın parsel arazi, Orman Genel Müdürlüğüne bırakılmıştır. Hatta dedelerinin yaptığı evleri orman arazileri içerisinde bırakanlar, taşlı arazileri ve evlerini rüzgârdan korumak için ağaçlandırılan arazilerde vatandaşların ellerinden alınarak devlet ormanları projesine devredilmektedir.
        Bizim bölgemizde arazilerimiz açık veya dikili de olsa üç yıl yanına gidilmediği zaman orman olur. Dolayısıyla kuşbakışı ile de orman arazilerine dönüşür. Arazilerini temizlemek isteyen köylümüzü orman muhafaza memurları şikâyet eder. Şikâyet sonucu bir şey yapamazsınız ve toprağınız elinizden gider. Heyelan olmasın, topraklar kaymasın diye arazini korumak için önlem alırsın ağaçlar büyür, adı yine orman kalır. Dava açarsanız kaybedersiniz ve 2 B yasasından faydalanamazsınız denir. Vatandaş başını eğer ve yasayı bekler. Halkımızın itiraz etmesi de böylece yasaklanır neden mi? Çünkü dedesinden-babasından kalan fındık bahçelerini, açık arazilerini  satın almak için. Bugün olduğu gibi dünde bu ülkenin Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü, Bölge Müdürlükleri, İl Müdürlükleri ve İlçe Şeflikleri vardı. Şimdi size soruyorum; devletimizin söz konusu kurumları ormanlarımız yok edilirken neden korumamışlardır? Bu durumda 50 yıllık, 20 yıllık, 10 yıllık fındık bahçelerini veya bahçelerinin aralarında ağaçlarını ve komşuları ile bitişik olan çalılıkları  orman vasfına sokarak ellerinden alınan vatandaşlar ne yapmalı? Bu durumla baş edemeyen özellikle Karadeniz bölgesinin yükseklerinde ve orman köylüleri diye vasıflandırılan insanlarımız, evini ocağını, bağını bahçesini bırakıp geçim sıkıntısı çekmemek için dedesinden kalan arazilerini terk ederek göç etmeye başlamışlardır. Dedesinin yaptığı ev  orman arazisine kalmış, mahkeme sonunda orman arazisi denmiş ve elektriği emirle kesilmiştir. Zor koşullar altında yolsuz-susuz-eğitimsiz-elektriksiz bir şekilde yaşam mücadelesi verirken birde ellerindeki arazileri ellerinden alınan insanlarımız ne yapmalıdır? Köylerini terk edip yeniden yaşamamı başlasınlar. Halkımızın kula kulluk yapmasının kime, ne faydası var.
          Sonuç olarak yetkililere şunu sormak istiyorum. Devletimiz, halkımızın ellerindeki arazileri almak yerine insanlarımıza maddi destek vererek göçleri önlemek, üretime yönlendirerek bölgelerimizin ve ülkemizin kalkınmasını sağlamak, teröre geçit vermeyecek şekilde bölgelerimizi korunması gerekmez mi?
          Yetkililer halkımızın sıkıntılarını gidermek yerine 2 B yasasını gündemde tutmaktadır. Benim çözüm önerim ise 2 B yasası yerine, bir defaya mahsus olmak üzere tarım arazisi olan yerlerin sahiplerine iade edilmesi ve böylece halkımızın sorunlarının giderilmesinde kalıcı ve sağlam bir adımın atılmasıdır.                
                                                                   
  Bilal Zayimoğlu

  DENEYİMLERİMİZ BEDENİMİZLE ÖLMESİN
                  Neden yazar ki insan? Söyleyecekleri vardır da ondan, içine sığmayanlar, paylaşmak istedikleri ya da artık gerçekten anlaşılmak istiyordur, kim bilir?
                 Aslında hepimizin bildiği bir gerçek var, bizim toplum olarak yazmayı seven bir toplum olmadığımız. Bu yazımda bunun nedenlerini irdeleyecek değilim ama kaleme ve kağıda neden ihtiyacımız olduğu üzerinde birlikte düşünelim istiyorum. Şimdi şunu kendinize sorun “en son ne zaman bir şeyler yazdınız? Kastettiğim şey eksik listesi ya da günlük yazışmalar değil, kendinizi ifade eden sizi anlatan şeyler ya da herkesle paylaşmak için sizin kurguladığınız cümlelerle sizin anlatımınızla kağıda aktarılan şeylerden bahsediyorum. Çünkü yazmak var olmaktır. Çünkü yazmak ölümsüz olmaktır. Çünkü yazmak iletişim kurmaktır, yazmak hissetmektir, yazmak duyarlı olup sorumluluk almaktır. Çünkü söyledikleriniz unutulur ama yazılanlar hep bakidir. Yazmak kaydetmektir, hafıza oluşturmaktır...
                
Çevremize baktığımızda, özellikle ilçemizi kastediyorum, belli bir yaşın üstündeki bireylerin, eşlerimizin veya dostlarımızın okuma yazma bilmediğini görebiliriz. Bu durumu dillendiriyor olmak bile benim açımdan gerçekten çok acı. Birde ilkokulda okuma yazma öğrenmiş ama kullanmaya kullanmaya unutmuş olan kocaman bir kitle var. Bir diğer kitle ise sadece okumayı muhafaza etmiş ama belkide yıllardır eline kalem almayarak yazmayı unutmuş. Maalesef içinde yaşadığımız toplumun kabul etmek istemesek de eğitim adına gerçek durumu böyle özetlenebilir. Beni bu durumu düşünmeye iten sebep ise şu oldu. Gelişmiş toplumlara baktığımızda gerçekten düşünmenin ve düşündüklerini paylaşmanın insanların ufuklarını açtıklarını. Ülkelerin eğitim ve eğitimli insan için ordusundan vazgeçip ülkelerinin en büyük yatırımını bireylerin eğitimi için harcadıklarını gördüm (Kosta Rika). Tabiî ki biz de böyle yapalım demiyorum ama artık bireylerimiz eğitimin önemine inansın ve düşünen beyinlerimizin dili kalemimiz olsun istiyorum. Herkes gibi bende bunu sağlamanın yolunun eğitimden geçtiğini biliyorum.
                 
O yüzden gelin artık düşünmekten ve düşündüklerimizi ifade etmekten özellikle yazmaktan korkmayalım. Düşünen ve düşündüklerini uygulayan ve gelecek nesillere düşüncelerimizi aktaran bir toplum olabilmek için, kalemlerimizi alalım ve kendimizi, derdimizi, sevincimizi yani kısacası bizi paylaşalım.
               Şu nu hiçbir zaman unutmayalım; yazmak kültürdür, yazmak üretmektir, yazmak anlayış yazmak hoş görü ve öngörüdür. Söz uçar yazı kalır. Gelecek nesillerimize aktaracak bir eserimiz yoksa bile bir iki çift lafımız olsun. Düşünerek çözümlediğin dünyanın, yaşama dair sorularına bulduğun cevapların ve ürettiğin önerilerin sadece senin hayalin olarak kalıp, senle beraber yok olmasını istemiyorsan artık paylaşma ve kalıcılığa adım atma zamanı.
                
Düşünen ve düşündüklerini ektili iletişim yollarını kullanarak ifade edebilen eğitimi, görgüsü ve kültür birikimiyle örnek bir toplum olmak için şimdi tam zamanı. Bir kalem ve bir kâğıt inanın tek yapmamız gereken ilk kelimeyi yazarak başlamak. Okuryazar bir toplum için ve birikimlerimizin-deneyimlerimizin bizimle beraber yok olmaması için.                                              
                                                                                             
Bilal Zayimoğlu

  FARK YARATMA ZAMANI

21. Yüzyılın ilk çeyreğindeyiz ve maalesef sorunlarımız kökleşmiş durumda. Neredeyse yüzlerce yıldır sorunlarımız hep aynı yine eğitim, sağlık, su, elektrik ve yine yol. Artık bu sorunları dile getirme zamanı değil somut adımlarla çözümler üretme zamanı. Her yıl tekrar tekrar karşımıza çıkan ve günü kurtarmak adına çözümler ürettiğimiz sorunlarımızı köklünden halletme vakti. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün her zaman söylediği gibi muasır medeniyetlere ulaşma vakti.
     
İçinde bulunduğumuz yüz yılda gelişmiş toplumlar bilim, teknoloji ve sosyal değişme sürecine girmişken, bizim hala fosilleşmiş sorunlarımızı halledemememiz gerçekten acı. Örnek vermek gerekirse; özellikle İlçemizin ve köylerimizin yollarıyla ilgili problemlerimizi yıllardır ortadan kaldıramadık. Her yıl aynı problemle karşı karşıya kalmamız gerçekten bizim ayıbımız diye düşünmemek mümkün değil. Biliyoruz ki Karadeniz Sahil Yolu çok uzun soluklu bir projeydi ama bize somut olarak hayatta hiç bir şey imkânsız olmadığını gösterdi. Yeter ki inanarak çözüme odaklanalım ve doğru adımlar atalım. Hükümetin ve devlet yetkililerinin söz konusu projedeki kararlılığını ilçemiz ve köyümüz içinde göstermesi hem temel ihtiyacımız hem de yürekten isteğimizdir. Çünkü bizler artık aynı sorunlarla her yıl uğraşmak ve vakit kaybetmek istemiyoruz. Ülkemizin çağdaş ve modern bir ülke olmasına katkı sunacak yeni fikir ve çalışmalara yeni projelere imza atmak istiyoruz ve bunu gelecek nesillerimize bir borç olarak addediyoruz.
     
Şimdi sizlerle ilçemizin tarihsel süreç içerisinde çağdaşlaşma yolunda yakaladığı tarihi fırsatları paylaşmak istiyorum. Yakın geçmişimize baktığımız zaman ilçemizin Nabi Poyraz ve Hasan Kılıç gibi iktidar milletvekilleri, adlarını sayamayacağımız kadar çok bürokrasi mensupları ve iş adamları çıkardığını görürüz. Tabiî ki bu toprakların yetiştirdiği bireyler kendilerine göre ellerinden geleni Ulubey ve köyleri için yaptılar, maalesef yetmedi ve 21. yüzyıla yakışır bir ilçe olma yolunda yakaladığımız tarihi fırsatları kaçırdık. Ama geç kalmış değiliz, geçmişte kaçırdıklarımızdan ders alarak belki de bugüne ve geleceğe odaklanmalıyız. Çünkü ilçemizin yetiştirdiği güzel insan, sayın milletvekilimiz Enver Yılmaz her zaman ilçemizi içinde bulunduğumuz yüzyıla yakışır bir şekilde geleceğe taşımak için bugünümüzün en büyük şansı. İlçemiz bugüne kadar kaçırdığı tarihi fırsatları inanıyorum ki iktidar milletvekilimiz Sayın Enver Yılmaz ile yakalayacaktır.
    
Ulubey nüfusu ve coğrafyası ile küçük bir ilçe olabilir ancak hepimiz biliyoruz ki yetiştirdiği bireylerle Ordu’daki ve Türkiye’deki politik ve ekonomik kararlarda etkili bir ilçe. Artık yetiştirdiğimiz bireylerle yarattığımız farkı ilçemizde ve köylerimizde de fark etme ve hissetme vakti. İlçemiz öncelikle fiziksel görünüm ve sosyal yaşantı anlamında hizmete muhtaç. Bilirsiniz bir yere güzel diyebilmek için oraya gitmeniz, sosyal dokusunu hissetmeniz, doğal ve tarihi güzelliklerini görmeniz gerekir. Ancak bir yere gidebilmenin ön koşulu yoldur ve yol bir beldenin dış dünyaya açılan penceresidir.
      
İlçemizi ve köylerimizi ülkemizde tanıtma şansı elimizde ve bu alanda yapılacak çalışmalara destek için siyasi liderimiz Sayın Enver Yılmaz da bizimle, biz halkımız ve siyasilerimizle güçlü bir ilçeyiz bunu unutmayalım. Yazımı İlçemiz için şu sözle sonlandırmak istiyorum: “Bu yiğitlikle başa gelen çekilir, ekilen tohumlarda günü gelince biçilir”. Bugün, bizim için ektiğimiz tohumların ürünlerini toplama vakti...                                                                

                                                     Bilal ZAYİMOĞLU
GÜNLÜKLERİMDEN

1980 YILI İTİBARI İLE GÜNLÜKLERİM ADINDA YAZI YAZMAYA BAŞLADIM.YAZILARIMLA BU GÜN DAHİ DEVAM ETMEKTEYİM.BU GÜN 15 KASIM 2009 PAZAR GÜNÜ GÜNLÜK DEFTERLERİMİ KARIŞTIRIRKEN 11 NUMARALI DEFTERİMİ AÇIP KARIŞTIRMAYA BAŞLADIM.1997 YILI BAŞLAMASINA GÖZÜM TAKILDI.OKUMAYA BAŞLADIM GÜNÜMÜ SONLARINA DOĞRU ŞU SÖZLERİ GÖRDÜM VE BİLGİSAYARIMI AÇARAK O YAZILARI DEĞERLİ OKUYUCULARIMLA PAYLAŞMAK İSTEDİM.
                  10 VE 14 YAŞLARI ARASI ÇOCUKLARIN SİYASET MEYDANI PROGRAMI VARDI.İZLEMEĞE BAŞLADIM.İYİ GİDİYORDU .O SIRADA BİR ÇOCUK ŞU SÖZLERİ SÖYLÜYORDU.
                  BİZ ÇOCUKLAR   :  GELECEKTE ÜLKENİN YÖNETİCİLERİ OLACAĞIZ.BİZLERİ İYİ YETİŞTİRSİNLER VE BİZLERDEN KORKMASINLAR .BİZLER ONLARI DA BAKACAĞIZ.ÜLKEYİDE DÜNYADA LAİK OLDUĞU YERE GETİRECEĞİZ DİYOR VE EKLİYORDU.
                 DEĞERLİ YÖNETİCİLER :DÜNYANIN HİÇ BİR ÜLKESİNDE ÖZEL OKULLAR YOK,DERSHANELER YOK.EŞİT EĞİTİM KOŞULLARI VAR .
                 OYSA BİZİM ÜLKEMİZDE ÖZEL OKULLAR VE DERSHANELER VAR.PARASI OLANLAR OKUYOR BİZLERİ YÖNETMEYE VE BÜROKRAT OLMAYA HAK KAZANIYORLAR.DİYOR VE FERYAT EDİYORDU.
                 DÜŞÜNDÜM VE YAZILARIM YAZMAYA DEVAM ETTİM.DOĞRUYDU BENDE DÖRT ÇOCUK SAHİBİ BİR AİLE REİSİYİM.BUNDAN TAM ONİKİ YIL ÖNCE.ÇOCUKLARIMDAN BİRİ ÜNİVERSİTEYİ KAZANMIŞ GELECEĞİNİN NE OLACAĞI BELLİ DEĞİLDİ.
                 DEĞERLİ OKUYUCULAR.BİZLER ALLAHIN YARATTIĞI EN MUKADDES VARLIĞIYIZ MAHLÜKÜYÜZ .ALLAHÜ TAALA HİÇ BİR CANLIYA VERMEDİĞİ AKIL VE FİKİRİ İNSAN OLARAK BİZLERE VERMİŞTİR.BİZLERDA AKIL VE FİKİRLERİMİZİ KULLANARAK  ÜLKE MEKANİZMASININ ÇARKININ DİŞLERİNE TAKILIR BİR YERLEERE ÇOCUKLARIMI GETİRİR İMASİ İLE ÇOCUKLARIMI YÖNLENDİRMEYE BAŞLADIM.BİZLER DÖNEN ÇARKIN DİŞLİLERİNE TAKILALIM.ÜLKE YÖNETİMİNE ,DEVLET İDARELERİNE ÇOCUKLARIMIZI YERLEŞTİRELİM.BİZLERDE VARIZ DÖNEN ÇARKTA ,BİZLERDE SÖZ SAHİBİ OLDUK.DAHADA OLACAĞIZ.
                GEÇEN ZAMANLAR BİZLERE BAŞARI VE MUTLULUK GETİRDİ.GELECEKLER SİZLEREDE GETİRİR.AKLI SELİM OLALIM.ÇOCUKLARIMIZA GÜVENELİM.
                YÜCE RABBİM ARZULARIMIZI GERÇEKLEŞTİRDİ..BİZLERDE HER BİRİMİZ ÇOCUKLARIMIZA GÜVENELİM.BİZİ İDARE EDECEKLERİNE İNANALIM.İLİM VE İNANCIMIZI BİRLEŞTİRELİM.AYDINLIK GÜNLERE GİDELİM.MUTLU GÜNLER HEP BİZİM HEPİMİZİN OLSUN.        
                                                               BİLAL ZAYİMOĞLU
 

İLÇEMİZDE EĞİTİM

Ülkemizde olduğu gibi, ilçemizde de yaşamın ve kalkınmanın en temel koşulu eğitimdir. Eğitimsiz bir toplumun sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal olarak başarıya ulaşaması elbetteki beklenemez. Eğitim paranın tekeline sıkışmış ve ülkemizde parası olmayanın okuma şansı kalmamış gibi görünmektedir. Eğitim sisteminin iyileştirilmesi için para ve personel ihtiyacı karşılanmadıkça ilçemizin ve ülkemiz aydınlığa çıkamayacağını düşünmekteyim. Eğitimden, çok ama çok canı yanmış bir kişi olarak yazıyorum. Yıllar önce köy okulları ile şehir okulları arasında bu kadar büyük uçurumlar yoktu. Köy okullarından azda olsa yetişen çocuklarımız bulunuyordu.Oysa bu gün nafile.
       Eğitim sisteminden özel okullar, kolejler ve dershaneler kalkmadıkça ülkemiz çocuklarının eğitime eşit erişimi ve kaliteli eğitim alma hakkı engellenmiş olacaktır. Öğrencilere eşit koşullarda kaliteli eğitim verilip,gelecekte ülke yönetimine talip olup ,bizleri yönetebilecek  kişilerin yetişmesi gerekmez mi?
       1990'lı yıllarda ilçemizin çoğu köy ilkokullarında bir öğretmen bulunur ve beş sınıfı birden okuturdu. Sekiz yıllık zorunlu eğitimin başlamasıyla birlikte İlköğretim okulları açılınca köy ilkokulları kapatılıp, birçoğu ilçelere taşınsalarda bazı köylerde taşımalı sistemle okullar açık tutulmaya çalışılmaktadır. Ancak önemli olan okulların açık olmasının yanında kaliteli eğitim ve öğretim hizmetlerinin çocukalrımıza sunulmasıdır. Eğitime gönül veren biri olarak ve içim sızlayarak belirtmeliyim ki geçen yıllar ve gerçekleşen yenilikler ne eğitim düzeyini yükseltti ne de çocuklarımıza sunulan eğitimin kalitesini arttırdı. Taşımalı öğrenci anlayışıyla birlikte öğretmenlerimizinde taşımalı sisteme geçmesi çocuklarımıza yeterince vakit ayrılmamasına neden oldu ve sonuç gerçekten hoş değil.
       Mevcut eğitim sistemi ile ülkemizi ve ilçemizi nerelere taşıyacağız.Köylerimizden Anadolu , fen liseleri ve anadolu öğretmen liselerine kaç öğrencilerimiz kazanmıştır.Diğer liselere gidenler okullarını bitirememişlerdir.
      Ankarada, İstanbulda, izmirde ve diğer illerde ya da Özel okullarda, kolejlerde, dershanelerde en iyi imkanlarda eğitim öğretim gören çocuklarla Yukarıkızılen, Ohtamış, Durak, Uzunmahmut, Akpırar, Aydılar ve ilçemiz köylerinde okuyan çocukların ülke genelinde başarı sırası nasıl olur. Birde üniverside sınavlarına girdiklerinde vay halimize diye düşünmekteyim. Artık bu sistemde adalet ve eşitlik bekliyoruz. Çocuklarımızın hiç biri birbirinden akıl ve zeka yönünden farklı değil sadece yetişme koşulları ve aldıkları eğitim onları akıllı-akılsız,başarılı-başarısız gibi farklılıklara itmektedir.
     Sayın Vali yardımcımız, Ulubey Kaymakam vekilimiz, iki yıldır başlattığı eğitim seferberliği ile köylerimizde okuyan öğrencilerimize tüm masraf devletimizden karşılanmak üzere ilçemizde Cumartesi günleri kurslar verdirerek ilçemiz ve köylerimizde eğitim eşitliğini sağlamaya yönelik çalışmaların yürütülmesine başkanlık etmektedir. Ayrıca çok zor ve onurlu bir görev üslenerek elini taşın altına koyarak İlçemize Yüksek okul açılmasına da öncülük yapıp, 5300 öğrenci kapesteli  Yüksek okul projesini bizlere benimsetmiştir. Tüm içtenliğimle inanıyorumki bu çalışmalar devam ettiği sürece ilçemizde bir nebzede olsa eğitim eşitliği Sayın kaymakamımız Dr.Mehmet Turan Çuhadar sayesinde sağlanacaktır.  Bu çalışmanın hayata geçirilmesinin ilimiz, ilçemiz ve köylerimizdeki ilköğretim okulları için çok önemli olduğu kanısındayım. Eğitimin önemine inanan ve eğitime gönül veren Sayın vali yardımcımız Dr.Mehmet Turan Çuhadar'ın da desteği ve öncülüğü ile okullarımızda  eğitim öğretim hizmetlerinin başarı  çıtasının  yükselmesi  sağlanacaktır. . Herkesi eğitim adına yapılan çalışmalarda görev almaya ve üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeye davet ediyorum.
     
     Bizler duyarlı vatandaşlar olarak eğitim uğruna yapılacak çalışmalara katılalım. İlim yolunun önünü açalım. İlim, irfan uğruna her şeye göğüs gerelim. Çocuklarımız bizim geleceğimiz bunu unutmayalım. Saygılarımla...

 

 

 

 

                                                                                     



Hava Durumu
Anlık
Yarın
10° 14° 7°
Saat